Yazı Detayı
25 Ocak 2017 - Çarşamba 19:12 Bu yazıkez okundu
 
Kuran'a Göre İlah Kavramı 26.Bölüm
Heyhat MİNEZZİLLEH
mınezzıllehıslam@hotmail.com
 
 
 
 

Rahman ve Rahim olah Allah’ın adıyla;


Vahdeti Vücud Safsatası -2-
 

Tasavvuf Din’inin iman esası olan Vahdeti Vücud’u irdelemeye devam ediyoruz; İbni Arabi Fususü’l-Hikem’de geçen şiirlerinde ise şu ucube dizeleri sıralıyor hatırlayalım;
 

”Bir vakit olur ki Kul şüphesiz Rab olur. Başka bir vakitte de iftirasız kulluk ve derekesine iner. Allah beni över, ben de O’nu. O bana kulluk eder, ben de O’na.Ey nefsinde varlıkları yaratan! Sen halk ettiğin şeylerin hepsisin.Küfür ve isyan ehli cehenneme girseler de, orada kendileri için bir zevk ve lezzet vardır. O da onlar için bir cennettir.Ancak onların cennetleri Huld cennetlerinin nimetlerine benzemez, ikisi de birdir amma aralarında tecelli farkı vardır.İster Hak ol, ister halk ol, ALLAH ile RAHMAN olursun..(1)
 

Bu adamın hadsizlikleri bitmiyor.Yüceler yücesi,eşi benzeri/dengi,ortağı bulunmayan Allahu Teala’yı;  yaratılmış,yemek yiyen,uyuyan,ihtiyaçlarını giderebilmesi için bir YARATICIYA muhtaç olan aciz insanlarla bir tutuyor.Şu cümlelerdeki cesaret insanı şaşkına uğratıyor ve yok artık bu kadar sapıtmış/dalalette biri olamaz dedirtiyor insana; Allah beni över bende onu överim!!! Allah bana kulluk eder bende ona kulluk ederim!!!
 

Hayır gerçek asla bu değildir.Gerçeği Allah apaçık olan Kuranı Mübin’de bize bildiriyor;
 

,“De ki; O Allah birdir/tektir. Allah Samed'dir (Herşey ona muhtaçtır ,Daimdir/Süreklidir, O hiçbirşeye ihtiyacı olmayandır.) O,Doğurmamıştır ve doğurulmamıştır. Ve hiçbir şey Dengi - benzeraynısı onunla aynı özelliklere sahip değildir..” (2)
 

Allah,Hz Adem’den Hz muhammed’e ve aralarında gönderilen bütün peygamberlerİ/uyarıcıları;insanları tek Allah inancına iman etmeye davet etsinler diye göndermiştir.
 

“Biz, senden önce gönderdiğimiz her Rasule: ‘Benden başka ilah yoktur, sadece bana kulluk edin’ diye vahyettik.” (Enbiya 25)
 

İslam "Lailahe illallah" (Allah'tan başka ilah yoktur) esasını getirmiş ve insanlar arasında bunu yerleştirmeyi hedef almıştır. Tasavvuf ise bu esasla bağdaşması mümkün olmayan "La mevcude illallah" (Allah'tan başka mevcud/varlık yoktur) akidesinin sahibi olmuştur. Ki bunun meşhur adı "Vahdeti Vücud" (Vücud Birliğidir) Allah Kur'an'da: "Allah, yarattıklarından hiçbirine benzemez." (42/11) buyurduğu halde, tasavvuf, yaratılanların tümünün Allah'ın benzeri olduğu inancındadır. Bu kanaatte oluşu nedeni ile de tasavvufun meşhur isimlerinden ve ona şeklini verenlerden Muhyiddini Arabı FüsüsulHikeminde; "Hakikat budur ki Halik, Mahluk, Halik'tir. Bunların hepsi tek bir varlıktandır. Hayır, belki O, tek varlıktır. Ve yine O, çokluk halinde olan varlıktır" (s. 78-79) diyor. 
 

Ve aynı akidenin bir tezahürü olarak devamla kitabında: "Şu halde Firavnun iddia ettiği "Ben sizin yüce Rabbınızım sözü gerçekleşti. Çünkü her ne kadar o iktidar Hakk'ın aynı ise de Firavnun suretinde tecelli etmiştir." diye sürdürmektedir inançlarını açıklamayı.Birinci olarak bu ayrı dinlerin akideleri birbirine hiç benzememekte, biri diğerinin aynısı olarak değil, ayrısı olarak görünmektedir. İslam akidesinde Allah; varlığı ezeli ve ebedi olan, eşi, ortağı ve benzeri bulunmayan Yaratıcıdır. Kendisi var iken, başka hiçbir şey yok idi: Ve Allah, yarattıklarından hiçbirine benzememektedir. Tasavvufta ise Allah ve yarattıklarının tümü bir varlıktır.Vücud Birliği (Vahdeti Vücud) Yaratanla yaratılanın aynı olduğu görüşüdür. İslam akidesi ile taban tabana zıt olan bu görüşü akide edinen tasavvuf, saliklerini İslam’dan uzaklaştırmıştır. 
 

Esas sapma da bu akide sapmasından kaynaklanmaktadır. İslam dininde kainat yoktan yaratılmıştır; gelip geçicidir. Yalnız onu yaratan, yoktan vareden Allah kalıcıdır. Kainat ile Allah arasında öz bakımından ayrılık vardır.Tasavvuf bu görüşü benimsemez. Tasavvufa göre kalıcı (ezeli ve ebedi) olan Allah tarafından yaratılmış ne varsa onunla eş niteliktedir. Çünkü yaratılan, yaratanın bütün özelliklerini yansıtır. Yaratılan, yaratanın görüş alanına çıkmasından başka birşey olmadığı için, ikisi arasında öz ayrılığı yoktur. Öyleyse yaratılanla, yaratan eş varlık düzeyindedir, birbirinin iki ayrı görünüş türüdür. Yaratılan kainat, yaratan Allah'ta vardır (vahdeti vücud). Yaratılma olayı Allah'ın özünden gelen, dışa vuran bir fışkırmadır; yoktan varediş değildir.(3)
 

Kaynaklar;
1-(İbn Arabi, Fususü’l-Hikem, s.83,93,95,104,190)
2-İhlas suresi
3-Ercüment Özkan

 
 
 
Etiketler: Kuran'a, Göre, İlah, Kavramı, 26.Bölüm,
Yorumlar
Orjinal İslam Yazarları
Misafir Kalemler
ASR'A DÜŞEN SÖZLER
Cennetini yüreginde taşımak istiyorsan, Cinnetinin Sınırlarını yokla...Sana Cinnet geçirten konular Dünyevi mi? Ukbamı?..!!


HİKMET/HADİS
Nübeyşe (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatü vesselam) buyurdular ki: "Biz sizleri, kurbanların etinden üç günden fazla yemenizi, birçoğunuza kurban eti ulaşsın diye yasaklamıştık. Şimdi, Allah Teala bolluk verdi. Artık yiyin, biriktirin ve ücret isteyin. Haberiniz olsun, bu bayram günleri yemek, içmek ve zikir günleridir." { Ebu Davud, Edahi 10, (2813); İbnu Mace, Edahi 16 (3160). }


Tarihe Göre Ara
Orjinal İslam Arşivi

dizin

,