Yazı Detayı
28 Ekim 2018 - Pazar 23:41 Bu yazıkez okundu
 
Kur'an da Şahid - Şehid - Şehadet Kavramları -9-
Zehra Cenap YALTAP
zehraıslam@hotmail.com
 
 
 
 

Müslümanın Kendi Nefsinde Olup Bitenlere Şahid Olması
 

Herşeyi Allah´ın rızasına uygun yapmalıyız, yapacağımız herşeyde, söylediğimiz her sözde Allah'ın rızasını gözetmeliyiz.Nefsini hesaba çekenler, Allah´ın sözünden çıkıyor muyum ? Ona karşı suç  işliyormuyum? diye düşünürler. Hz.Peygamber (sav) etrafında şekillenen ilk islam topluluğu, Muhacir ve Ensarıyla imanın ne olduğunu yaşantısıyla İnsanlara göstermiş ve şahid olmuşlardır ..Daha önce Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenler karşısında içlerinde bir kaygı duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa dahi, göç eden yoksul kardeşlerini öz canlarına tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar başarıya erenlerdir.(Haşr 9)
 

İşte Medineki müminler, mekkeden gelen imanda kardeşlerine besledikleri sevgiyi böyle amelleriyle ispat ettiler. Varlıklarını onlarla paylaştılar.Ve böylece insanlar -tarihte bu müstesna olaya şahid oldular. Biz müslümanlar örnek, sahsiyetler olarak, kardeş dediklerimize,imanda kardeslerimize her daim sevgimizi ispatlamamız gerekir.Müslümanlar her daim birbirlerine karşı merhamet sahibidirler.Birbirlerine sabrı ve merhameti tavsiye ederler. Muhammed Allah'ın elçisidir. Onun yanında bulunanlar, kafirlere karşı şiddetli kendi aralarında merhametlidirler. Onların, rüku ve secde ederek Allah'ın lütuf ve rızasını aradıklarını görürsün. Yüzlerinde secdelerin izinden nişanları vardır. Onların, Tevrat'taki vasıfları ve İncil'deki vasıfları da şöyledir: Filizini çıkarmış onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ekincilerin hoşuna giden ekin gibidirler. Allah böylece bunları çoğaltıp kuvvetlendirmekle inkarcıları öfkelendirir. Allah, inanıp yararlı işler yapanlara mağfiret ve büyük mükafat va'detmiştir.(Fetih 29)
 

Muhacir ve Ensariyla şahid olduğumuz, bizim için güzel örnek olan o insanlardan hiçbirşeyi örnek almıyoruz.Ülkemize sığınan, savaştan kaçan insanlara neden kapılarımızı açmıyorduk. Suriyeden gelenlere neden kardeş olamıyorduk.Yoksa büsbütün iman kalplerimizden içeri girmemiş miydi? Onlara cimrilik ediyorduk, daha da yüz kızartan şeylerde oluyordu. Canlarını mallarına dokunuyorlardı.Fetih 29.Ayetine dönersek, Onlar müminlere karşı güzel, merhametli davranırlar, inkarcılara ise sert, Allah maide 54.ayetinde razı olduğu müminlerin vasıflarını belirtirken onların kafirlere karşı izzet, müminlere karşı ise (Alçak gönüllü) içerisinde hareket ettiklerini belirtir. Ey müminler, içinizden kim dininden dönerse bilsin ki, yakında Allah öyle bir grup ortaya çıkaracak ki, Allah onları sevdiği gibi onlar da O'nu severler, bunlar müminlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı onurlu davranırlar, Allah yolunda cihad ederler, hiç kimsenin yergisinden ve kınamasından çekinmezler. Bu Allah'ın bağışıdır, onu dilediğine verir. Allah'ın lütfu geniştir, O herşeyi bilir.(Maide 54)
 

Allah bize kardeşlerimizle münakaşa etmememizi öğütler,yalan büyük günahlardan sayılırken ve münafıkların sıfatı olarak bilinir.Ama birbirlerine dargın iki müslüman için, arayı sağlamak adına yalan söylenebilir.Bunda günah yoktur.  Halkın arasını düzelten ve bunun için hayır niyetiyle söz ulaştıran veya hayır kasdıyla yalan söyleyen, yalancı değildir.” (Buharî, Sulh 2; Müslim, Birr 101) Neden çevremizdeki İnsanları iyiye,güzele ulaştırmak için verdiğimiz çabayı kendi nefsimize vermiyoruz.Kendimizden bu denli eminmiyiz. nefis muhasebesini öncelikle, ve yanlız kendimize yapmalıyız.  Birilerini müslüman etmeden önce, kendi nefisimize dönüp, kendi nefsimizi sorguya cekmeliyiz.Bizim toplumumuzda malesef bu yaygın bir davranıştır. Kendisini arındırmadan önce, önüne gelen herkesi müslüman yapma çabamız vardır.
 

Bu çaba gerçekten güzel birşeydir ama -önce kendisi orjinal islamla tanışmış, Rabbine itaat etmiş, kendi nefsini dizginlemiş olması gerekir. Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, iri gövdeli, haşin, Allah'ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vardır.(Tahrim 6) Düşünün bi, kendini unutmuş, kendini karanlıkta bırakmış bir insan, nasıl çevresini aydınlığa kavusturacak? Arınmakta pasif kaldığı birşeyde, nasıl çevresini aktifleştirecek. Yıllarca meydanlarda sloganik cümlelerle müslüman olmaya çalıştık, Putlara, puta'tapıcıları söverken birsürü gizli -açık put edindik. Biz sövünce müslüman olduk(!). İslâm kardeşliği unutuldu, yerine paramparça olmuş hizip, ekol, meşrep ve parti kardeşliği ikame edildi.
 

Şuan din adına sohbet verenler, hepsi kendi liderini övüyor, Allah'ın kitabı üzerinden, kendi uyduruk fikirlerini gündem etmeye çalışıyorlar.Dünyanın neresine giderseniz gidin, din adamları güven duyulan kimselerdir.Ama aksinede dine, kitaba en çok zararı uğratanlarda onlardır.Fatiha süresinde "Allah ım bizi doğru yola ilet derken "O biz kardeşlerimizdir. Biz dediğimiz kardeşlerimize neden namazdan çıktıktan sonra, onlar, şunlar, cılar, cular şeklinde hitap ediyoruz.Allahın karşında biz biziz-kardeşiz, kardeşimiz, çıktıktan sonra niye bu ehemmiyeti kavrayamıyoruz. Vay, o namaz kılanların haline ki; Onlar kıldıkları namazdan gafildirler.(Maûn 4-5)
 

Kardeşligimizi, mezhep, parti vs diye daraltanlara, benim mezhepime uymuyor diye veyahut partimi benimsemiyor diye dışlayanların vebali büyüktür..Bunu yakın zamanda, gördük ve incindik, müslüman elinden ve dilinden emin olunan kişidir dedik, ama yapılmayacak şeyleri yaptilar..Ama biz yine islâm ile yol almaya dewam ediyoruz. İslam kardeşliğin en değerli ilkesi olan, merhamet, kardeşler arasında en önemli etkendir. Ve biz merhamet ilkesini her zaman esas almak zorundayız. Hz.Ebubekir'in yıllardır yanında bekleyip, büyüttüğü ve her türlü ihtiyacını giderdiği aynı zamanda akrabası olan, Mıstah adında bir sahabe vardır.Ne yazıkki Hz.Aişeye yapılan iftirasina bununda adı karışır. Böyle bir olay karşısında Hz.Ebubekir'in takındığı tavır şu"Yemin ediyorum, bundan sonra sana yardım etmeyecegim" Böyle bir tavrı bile Cenabi Allah hoş görmemiş olacak ki bu olay üzerine şu ayeti gösteriyor.
 

Aranızdaki erdemli ve varlıklı kimseler yakınlarına, yoksullara ve Allah yolunda yurtlarından göçedenlere yardım etmeyeceklerine yemin etmesinler. Allah sizi affetsin istemez misiniz? Allah affedicidir, merhametlidir.(Nur 22) Bu ayet inince, Hz.Ebubekir Allah'ın beni bağışlamısını isterim demiş, ve Mıstaha yardıma devam etmiş. Zaten herşeyden önemli olan şey Rabbimizin bizi af etmesi değilmidir? Affedilmiş olarak Rabbimizin huzuruna gitmek tek arzumuzdur.Bunun içindir çabalarımız. O vakit Allah bizi affetmek istiyor, bağışlamak, razı olmak istiyor. O halde biz kardeşlerimize güzel davranmalı onların haklarına riayet etmeli.Hiçbir kimsenin etkisinde kalıp onlara tepki göstermemeliyiz.Çünkü biz ciddi bir şekilde bununla emrolunduk. (En doğrusunu Allah bilir.)
 

KAYNAK
Hasan Eker -Şehadet Bilinci

 
 
 
Etiketler: Kur'an, da, Şahid, -, Şehid, -, Şehadet, Kavramları, -9-,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Kur'an da Şahid - Şehid - Şehadet Kavramları -8-
Kur'an da Şahid - Şehid - Şehadet Kavramları -7-
Kur'an da Şahid - Şehid - Şehadet Kavramları -6-
Kur'an da Şahid - Şehid - Şehadet Kavramları -5-
Kur'an da Şahid - Şehid - Şehadet Kavramları -4-
Kur'an da Şahid - Şehid - Şehadet Kavramları -3-
Kur'an da Şahid - Şehid - Şehadet Kavramları -2-
Kur'an da Şahid - Şehid - Şehadet Kavramları -1-
Amel Nedir? - Ne Değil dir? 5.Bölüm
Amel Nedir? - Ne Değil dir? 4.Bölüm
Amel Nedir? - Ne Değil dir? 3.Bölüm
Amel Nedir? - Ne Değil dir? 2.Bölüm
Amel Nedir? - Ne Değil dir? 1.Bölüm
Kuran'da Akıl Ve Akletmek 7.Bölüm
Din Nedir? 50.Bölüm
Din Nedir? 49.Bölüm
Din Nedir? 48.Bölüm
Din Nedir? 47.Bölüm
Din Nedir? 46.Bölüm
Din Nedir? 45.Bölüm
Din Nedir? 44.Bölüm
Din Nedir? 43.Bölüm
Din Nedir? 42.Bölüm
Din Nedir? 41.Bölüm
Din Nedir? 40.Bölüm
Din Nedir? 39.Bölüm
Din Nedir? 38.Bölüm
Din Nedir? 37.Bölüm
Din Nedir? 36.Bölüm
Din Nedir? 35.Bölüm
Din Nedir? 34.Bölüm
Din Nedir? 33.Bölüm
Din Nedir? 32.Bölüm
Din Nedir? 31.Bölüm
Din Nedir? 30.Bölüm
Din Nedir? 29.Bölüm
Din Nedir? 28.Bölüm
Din Nedir? 27.Bölüm
Din Nedir? 26.Bölüm
Din Nedir? 25.Bölüm
Din Nedir? 24.Bölüm
Din Nedir? 23.Bölüm
Din Nedir? 22.Bölüm
Din Nedir? 21.Bölüm
Din Nedir? 20.Bölüm
Din Nedir? 19.Bölüm
Din Nedir? 18.Bölüm
Din Nedir? 17.Bölüm
Din Nedir? 16.Bölüm
Din Nedir? 15.Bölüm
Din Nedir? 14.Bölüm
Din Nedir? 13.Bölüm
Din Nedir? 12.Bölüm
Din Nedir? 11.Bölüm
Din Nedir? 10.Bölüm
Din Nedir? 9.Bölüm
Din NEDİR? 8.Bölüm
Kuran'da Akıl Ve Akletmek 6.Bölüm
Kuran'da Akıl Ve Akletmek 5.Bölüm
Din Nedir? 7.Bölüm
Kuran'da Akıl Ve Akletmek 4.Bölüm
Din Nedir? 6.Bölüm
Kuran'da Akıl Ve Akletmek 3.Bölüm
Din Nedir? 5.Bölüm
Kuran'da Akıl Ve Akletmek 2.Bölüm
Din Nedir? 4.Bölüm
Kuran'da Akıl Ve Akletmek 1.Bölüm
Din Nedir? 3.Bölüm
Din Nedir? 2.Bölüm
Din Nedir? 1.Bölüm
Orjinal İslam Yazarları
Misafir Kalemler
ASR'A DÜŞEN SÖZLER
Cennetini yüreginde taşımak istiyorsan, Cinnetinin Sınırlarını yokla...Sana Cinnet geçirten konular Dünyevi mi? Ukbamı?..!!


HİKMET/HADİS
Nübeyşe (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatü vesselam) buyurdular ki: "Biz sizleri, kurbanların etinden üç günden fazla yemenizi, birçoğunuza kurban eti ulaşsın diye yasaklamıştık. Şimdi, Allah Teala bolluk verdi. Artık yiyin, biriktirin ve ücret isteyin. Haberiniz olsun, bu bayram günleri yemek, içmek ve zikir günleridir." { Ebu Davud, Edahi 10, (2813); İbnu Mace, Edahi 16 (3160). }


Tarihe Göre Ara
Orjinal İslam Arşivi

dizin

,