Yazı Detayı
15 Mart 2016 - Salı 19:19 Bu yazıkez okundu
 
Harb Peygamberi/Katıldığı Savaşlar 7.Bölüm
Dilruba TUTİNAME
dilruba@hotmail.com
 
 
 
 

Nahle seferinin detayları;

1- Abdullah b. Cahş,
2- Ebu Huzeyfe b. Utbe b. Rebia,
3- Vâkıd b. Abdullah,
4- Ükkâşe b. Mıhsan,
5- Halid b. Bükeyr,
6- Sa'd b. Ebi Vakkas,
7- Utbe b.Gazvan,
8- Süheyl b. Beyzâ,
9- Âmir b. Rebia,
10- Âmir b. Füheyre,
11- Ammarb. Yâsir,
12- Sa'db.Leys.

Bunların hepsi Muhacirlerdendi.Bu isimler aynı zamanda stratejik bilgi/denetleme gözetleme müşriklerin adımlarını takib edip Resule bilgi aktaran kişilerdi.
 

Abdullah b. Cahş'a Verilen Emir

Peygamberimiz (a.s.), Abdullah b. Cahş'a, birliğe emir tayin edip eline bir mektup vererek iki gün gitmedikçe mektubu açmamasını, açtığı zaman da onda buyurulana göre hareket etmesini ve arkadaşlarından hiçbirini de kendisiyle birlikte harekete zorlamamasını emir buyurdu. [180]
Abdullah b. Cahş, Medine'den yola çıkacağı zaman da:
"Yâ Rasûlallan! Hangi taraftan gideyim?" diye sordu. [181]
Peygamberimiz (a.s.):
"Necdiyye yolunu tut! [182] Kuyuya yönel!" buyurdu.
Abdullah b. Cahş, İbn Dumeyre kuyusuna eriştiği ve mektubu açıp baktığı zaman, [183] onda şöyle yazıldığını gördü:
"B ismillâhirrahmânirrahîm.
Emmâ ba'd: [184]
Benim bu mektubuma bakınca, yürümeye devam et! Mekke ile Taif arasındaki Nahle'ye in ve orada Kureyşîleri gözetle!
Onlar hakkında edineceğin haberleri bize bildir!"
Abdullah b. Cahş:
"İşittim ve buyruğuna boyun eğdim!" dedikten sonra, arkadaşlarına:
"Resûlullah (a.s.), bana Nahle'ye kadaryürüyüp gitmemi ve orada Kureyşîleri gözetlememi ve onlar hakkında edineceğim haberleri kendisine götürmemi emr ve bu yolda sizden herhangi bir kim¬seyi zorlamaktan da beni nehy buyuruyor.
O halde, sizden herkim şehitlik ister ve onu arzularsa, benimle gitsin. Kim de bundan hoşlanmazsa, geri dönsün!
Ben, Resûlullah (a.s.)ın buyruğunu yerine getiriciyim" dedi ve yürüdü.
Arkadaşları da onunla birlikte yürüdüler. Arkadaşlarından hiçbiri ondan geri kalmadı. Abdullah b. Cahş arkadaşlarıyla birlikte Hicaz üzerinden Medine'ye kadar ilerleyip Buhran'a vardılar.
O sırada Sa'd b. Ebi Vakkas'la Utbe b. Gazvan nöbetle bindikleri develerini kaybettiler, onu aramak için geri kaldılar. [185]
Orada iki gün oyalandılar, arkadaşlarının arkasından gittilerse de buluşamadılar. [186]
Abdullah b. Cahş ile yanındaki arkadaşları ise Nahleye kadar ilerleyip oraya indiler.
Orada, Kureyşîlere ait, kuru üzüm ve deri gibi ticaret malları yüklü bir kervana rastladılar ki; müşrik¬lerden Amr b. Hadramî, Osman b. Abdullah b. MugiYe ve kardeşi Nevfel b. Mugîre ile Hişam b. Mugîre'nin azadlısı Hakem b. Keysan bu kervanda bulunuyorlardı. [187]
Kervan Taiften gelip orada konaklamıştı. [188]
Kervandaki müşrikler, Müslümanların yakınlarına indiklerini görünce, korktular.
Fakat, Ükkâşe b. Mıhsan'ın başını tıraş etmiş olduğunu görünce de:
"Bunlar umrecilerdir, bunlardan size bir zarar gelmez!" dediler. [189]
Kervan halkı yüklerini çözüp develerini saldılar, yemek yapmaya da başladılar. [190] Mücahidler ker¬van hakkında kendi aralarında görüştüler, konuştular.
Gün, Recep ayının son günü idi.
"Vallahi, eğer bunları bu gece bırakırsanız, Harem'e girerler ve kendilerini bununla korurlar.
Eğer onları bu gece öldürürseniz, muhakkak, Haram olan ayda öldürmüş olursunuz!" dediler, tered¬düde düştüler, onların üzerine yürümekten çekindiler. [191]
İçlerinden birisi:
"Biz bugün haram olan aydan mıdır, değil midir; pek bilemiyoruz"
Başka birisi ise:
"Biz bugünün haram olan aydan başka bir gün olduğunu bilmiyoruz! Onu helalleştirmeyi uygun görmeyiz!" dedi. [192]


Haram Olan Aylar

Peygamberimiz (a.s.); Veda Haccı hutbesinde, haram olan aylar hakkında şöyle buyur¬muştur:
"Allah katında ayların sayısı 12'dir [193] Bunlardan dördü haram aylardır. Üçü, birbiri ardınca gelir: Zilkade, Zilhicce ve Muharrem.
Biri de, iki Cumad ile Şaban arasında bulunan, Mudar'ın ayı Recep'tir." [194]


Mücahidlerin Kervan Mallarını İğtinam Edip Medine'ye Getirmeleri

Mücahidler, bir hayli tereddütten sonra, cesarete geldiler. Öldürebileceklerini öldürmeye ve yan¬larındaki malları almaya kalktılar. Vâkıd b. Abdullah, Amr b. Hadram?yi bir okla vurup öldürdü, Osman b. Abdullah ile Hakem b. Keysan'ı esir aldı.
Nevfel b. Abdullah ise kaçıp onlardan kurtuldu, arkasından yetişemediler. Abdullah b. Cahş ve arkadaşları, ticaret kervanını ve iki esiri Medine'ye getirdiler.
Peygamberimiz (a.s.), onlara:
"Ben size haram olan ayda çarpışmayı emretmedim!?" buyurup, onlardan birşey almaktan çekindi.
Mücahidlerin elleri yanlarına düştü. Helak ve mahv olduklarını sandılar. [195]
Peygamberimiz (a.s.) onlara ne haram olan ayda, ne de haram olan ayın başkasında çarpışmayı emretmiş değildi; ancak Kureyşîlere ait haberleri sezmeye çalışmalarını emretmişti. [196]
Onlara, Medine'deki Müslüman kardeşleri de, yaptıkları bu işten dolayı çattılar: [197]
"Siz, buyurulmadığınız birisi işlediniz!
Çarpışmakla emrolunmadığınız halde, haram olan ayda çarpışma yaptınız!" dediler. [198]
Kureyş müşrikleri de:
"Muhammed ve ashabı haram olan ayı helalleştirdiler; onda kan döktüler, mal aldılar ve adamları esir ettiler!" diyerek, yapılan işi kınadılar. [199]
Mekke'de bulunan bazı Müslümanlar ise:
"Onlar bu yaptıklarını ancak Şaban ayında yapmışlardır" diyerek, müşriklerin sözlerini reddetmeye çalıştılar. [200]
Gerçekten de, Mücahidler, kervan halkının üzerine yürüdükleri günün haram olan aydan olup olmadığı hususunda şüphe ve tereddüt halinde idiler. [201]
Medine'de Yahudiler bu hadiseden Peygamberimiz (a.s.) aleyhinde geleceğe ait birtakım kehanetlerde bulunmakta, yorumlar yapmakta idiler:
"Amr b. Hadramî'yi Vâkıd b. Abdullah öldürdü. Amr harbi geliştirdi, yaşattı! Hadramî harbe yaklaştı! Vâkıd b. Abdullah harbi ateşledi!" demekte idiler. [202]
Halk bu hususta sözü çoğaltınca, Yüce Allah Resûlüne indirdiği âyette şöyle buyurdu:
"Sana haram olan ayı ve ondaki muharebeyi sorarlar.
De ki: O ayda muharebe etmek büyük günahtır.
İnsanları Allah yolundan men etmek, O'nu inkâr etmek, ziyaretçilerin Mescid-i Harama gitmelerine engel olmak, onun halkını oradan çıkarmak ise, Allah katında daha büyük günahtır.
Fitne, adam öldürmekten de beterdir!
Kâfirler, güçleri yetse, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle çarpışmaya devam edeceklerdir.
İçinizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, o gibilerin yaptığı iyi işler, dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir.
Onlar o ateşin (Cehennemin) arkadaşlarıdır.
Onlar orada (hiç çıkmamak üzere) temelli kalıcıdırlar." [203]
Yüce Allah bu âyeti indirip Müslümanların korku ve endişelerini dindirince, Peygamberimiz (a.s.) kendisine ayrılan ganimet payını ve iki esiri kabul etti. Kureyş müşrikleri esir edilen Osman b. Abdullah ve Hakem b. Keysan için kurtulmalık akçesi gönderdiler. [204] Gönderilen kurtulmalık akçesi, her birisi için 1600 dirhem di r. [205]
Peygamberimiz (a.s.), kurtulmalık akçelerini getiren Kureyş elçilerine:
"İki sahabimiz Sa'd b. Ebi Vakkas'la Utbe b. Gazvan sağ salim gelinceye kadar, sizden kurtulmalık akçenizi kabul edemeyeceğiz.
Çünkü, bu iki arkadaşımızın akıbetinden korkuyoruz.
Eğer siz onları öldürürseniz, biz de sizin iki esirinizi öldürürüz!" buyurdu. [206]
Sa'd b. Ebi Vakkas derki:
"Nihayet, Resûlullah (a.s.)ın yanına geldik ki, onlar bizim öldürülmüş olduğumuzu sanıyor¬lardı.
Biz bu seferimizde çok açlık çektik.
Müleyha'danyola çıktık.
Müleyha ile Medine'nin arası 6 beridliktir.
Müleyha'dan bir cemaatla yola çıktığımız zaman, yanımızda tadacak hiçbir şey yoktu..
Dikenli ağaçlara rastladıkça onları yemekte, üzerine de, su içmekte idik.
Nihayet Medine'ye geldik
Medine'ye gelince, orada Kureyşîlerden bazılarını, esir adamlarının kurtulmalıklarını getirmiş bul¬duk.
Biz gelince, Resûlullah (a.s.) onların getirdikleri kurtulmalık akçelerini kabul etti." [207]


Bu seferde dikkat çeken unsurları ve günümüze yansımasını tahlilini yaparsak ;

1-Resulullahın sadece müşriklere ait stratejik/askeri bilgi almak üzere gönderdiği ekibin emiri Abdullah b. Cahş, ve ekibini emre itaatsizlikten dolayı şiddetle eleştirdiğini ve getirilen ganimetleri almadığını görüyoruz.Karşısı müşrik ve savaş hali durumunda olmalarına rağmen 1 kişiyi öldüren ve 2 kişiyi esir alan,ganimetleri getiripte Resulun yüzüne bakmadığı muhacirler yerine günümüzde Müslümanları kesen,hemde masum yere kanını döken,eşlerini ve mallarını helal sayan katilleri görse idi eminim yüzüne tükürür ve kısas tatbik edilmelerini emrederdi. !!!!!


2-"Sana haram olan ayı ve ondaki muharebeyi sorarlar.
De ki: O ayda muharebe etmek büyük günahtır. İnsanları Allah yolundan men etmek, O'nu inkâr etmek, ziyaretçilerin Mescid-i Harama gitmelerine engel olmak, onun halkını oradan çıkarmak ise, Allah katında daha büyük günahtır. Fitne, adam öldürmekten de beterdir! Kâfirler, güçleri yetse, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle çarpışmaya devam edeceklerdir… İçinizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, o gibilerin yaptığı iyi işler, dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Onlar o ateşin (Cehennemin) arkadaşlarıdır. Onlar orada (hiç çıkmamak üzere) temelli kalıcıdırlar….. 
Ayetinde Haram olan aylarda çarpıştıklarını düşündüğünden ötürü mucahidlere kızan Resulun imdadına yetişen bu ayette Haram aylarının hangileri olduğundan bahsetmez…İşte savaşın yasak olduğu Bu aylarda panayırlar kurulur, şiir yarışmaları yapılır; yahudiler, hristiyanlar ve puta tapıcılar dinlerini yayarlardı. Peki bu aylar hangi aylardır diye sorduğumuzda Kuran’a bir cevap alamayız.Müşriklerin /arapların ve o topraklarda yaşayan diğer dini inançtakilerin bilgisine vakıf olduğu ve Bu haram ayları bizler “Peygamberimizin (a.s.); Veda Haccı hutbesinde, haram olan aylar hakkında "Allah katında ayların sayısı 12'dir [193] Bunlardan dördü haram aylardır. Üçü, birbiri ardınca gelir: Zilkade, Zilhicce ve Muharrem. Biri de, iki Cumad ile Şaban arasında bulunan, Mudar'ın ayı Recep'tir." Sözü ile öğrenmiş oluyoruz.Herşeyi Kuranda arayanların cevap veremedikleri ve veremeyecekleri bir durumdur bu.Evet KUR’an bizede yeter temel kaynağımızdır elbette.Peygamberin en büyük sünneti de Kurana uymak ve onun gereğine davettir ve Kur’anın pratiğe/uygulamaya dönüşmüm halidir.Lakin 23 yıllık ve parça parça inen ayetleri peygamberi sadece Kuranı okudu diyerekten safdışı etmek ile peygamberi sürekli gece gündüz bildiği,bilmediği tüm konular hakkında konuşturmak ve sapla samanı ayırtetmeden takvim yapraklarına yazılan günün yemeği misali her sözü hadis olarak almak arasında hiçbir fark yoktur.!!!! Bir misal daha vermemiz gerekirse Mucadele suresinde Allah peygamberle tartişan ve mücadele eden ve hakkını arayan bir mucadeleci kadından bahseder.Ben bu olayın içyüzünüde bilmek isteyenlerdenim !!! bilmem anlatabildim mi???


3-Ayetin inmesi ve durumun netleştmesiyle esir alınanlar ve cizye mutabakatından sonra dikkat çeken bir unsur esirlere karşı sergilenen tavırdır.Müşriklerin ellerinde bulunan yaa bulunma ihtimali olan/haber alınamayan mucahidlerle ilgili peygamberin tavrı açık ve nettir.Esirlerimizi öldürürseniz esirleriniz ölür !!! Elindeki esirler müşrik diye onları ne aşağıladı,ne işkence yaptı ne de kafalarını kesti Allahu ekber diyerek !!!! Allahtan ve peygamberden habersiz canilere ithaf olunur !....


"Rabbimiz, unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme! Rabbimiz, bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim mevlâmız(sâhibimiz, efendimiz)sin! kâfirler toplumuna karşı bize yardım eyle!" Amin…


___________________
Kaynaklar:

[180] İbn İshak, İbn Hişam, c. 2, s. 252, Vâkıdî, c. 1, s. 13, Yâkubî, Târih, c. 2, s. 69, Tabeıî, c. 2, s. 262, İbn Hişâm, Cevâmiu's-Sîre, s. 104, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 113, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 227, Zehebî, Megâzî, s. 29, İbn Haldun, Târih, c. 2, ks. 2,s.18.
[181] Vâkıdî, Megâzî, c.1, s. 13.
[182] Vâkidi, Megâzî, c. 1, s. 13, Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c. 1, s. 371, 372.
[183] Vâkıdî, Megâzî, c.1, s. 13.
[184] Diyarbekrî, Târîhu'l-hamîs, c. 1, s. 365.
[185] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre.c. 2, s. 252,253, Yâkubî, Târîh.c. 2, s. 69,70, Taberî.Târîh, c. 2, s. 262, İbn Hazm, Cevâmiu's- Sîre, s. 104,105, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 113,114, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 227, Zehebî, Megâzî, s. 29, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâyeve'n-nihâye, c. 3, s. 248-249, İbn Haldun, Târih, c. 2, ks. 2, s. 18.
[186] Vâkıdî, Megâzî, c. 1, s. 17, İbn Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c. 2, s. 11 .
[187] İbn İshak, İbn Hişam, c. 2, s. 253, Vâkıdî, c.1, s. 14, Yâkubî, c. 2, s. 70, Taberî, c. 2, s. 262, 263, İbn Hazm, s. 105, İbn Esîr, c. 2, s. 114, İbn Seyyid, c. 1, s. 228, Zehebî, s. 29,30, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 249, İbn Haldun, c. 2, ks. 2, s. 18.
[188] Vâkıdî, Megâzî, c.1, s. 16, İbn Sa'd, t 2, s. 11.
[189] İbn İshak, İbn Hişam, c. 2, s. 253, Vâkıdî, c. 1, s. 14, İbn Sa'd, c. 2, s. 10, Taberî, c. 2, s. 263, İbn Esîr, c. 2, s. 114, Zehebî s. 29, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 249.
[190] Vâkıdî, c. 1,s.14, İbn Sa'd, c. 2, s. 10.
[191] İbn İshak İbn Hişam, Sîre, c. 2, s. 253, Vâkıdî, Megâzî, c. 1, s. 14, Taberî, Târih, c. 2, s. 263, İbn Hazm, Cevâmiu's-Sîre,s. 105, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 114, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 228, Zehebî, Megâzî, s. 29, İbn Haldun, Târîh, c. 2, ks. 2, s. 18.
[192] Vâkıdî, Megâzî, c.1, s. 14.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 3/203-205.
[193] Tevbe: 26.
[194] İbn İshak, İbn Hişam, c. 4, s. 251, Vâkıdî, c. 3, s. 1112, İbn Sa'd, c. 2, s. 186, Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 5, s. 37, Buhârî, Sahih, c. 6, s. 235, Ebu Dâvud, Sünen, c. 2, s. 195, 196, Yâkubî, Târih, c. 2, s. 110, Taberî, Tefsir, c. 10, s. 125.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 3/206.
[195] İbn İshak, İbn Hişam, c. 2, s. 253-254, Vâkidî, c. 1 , s. 14-16, Taberî, c. 2, s. 263, İbn Seyyid, c. 1, s. 228, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 249.
[196] Vâkıdî, Megâzî, c.1, s. 16.
[197] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 2, s. 254, Vâkıdî, Megâzî, c. 1, s. 16, Taberî, Târih, c. 2, s. 263, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 114, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 228, E bu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 249-250.
[198] Taberî, Târih, c. 2, s. 263.
[199] İbn İshak, İbn Hişam, c. 2, s. 254, Vâkıdî, c. 1, s. 16, Taberî, c. 2, s. 263, İbn Seyyid, c. 1, s. 228, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 250.
[200] İbn İshak, İbn Hişam, c. 2, s. 254, Taberî, c. 2, s. 263, İbn Seyyid, c.1, s. 228, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 250.
[201] İbn Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c. 2, s. 10.
[202] İbn İshak, İbn Hişam, c. 2, s. 254, Vâkıdî, c. 1, s. 16, Taberî, c. 2, s. 263, İbn Esîr, c. 2, s. 114, İbn Seyyid, c.1, s. 228, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 250.
[203] Bakara: 217.
[204] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 2, s. 254, 255, Vâkıdî, Megâzî, c. 1, s. 17, Taberî, Târih, c. 2, s. 263, İbn Hazm, Cevâmiu's-Sîre, s. 105-106, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 114, İbn Seyyid, Uyûnu'l-eser, c. 1, s. 228, Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c. 3, s. 250.
[205] Vâkıdî, Megâzî, c.1, s. 17.
[206] İbn İshak, İbn Hişam, c. 2, s. 255, Taberî, c. 2, s. 263, İbn Seyyid, c.1, s. 229, Ebu'l-Fidâ, c. 3, s. 250.
[207] Vâkıdî, Megâzî, c. 1, s. 16,17.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 3/206-209.

 
 
 
Etiketler: Harb, Peygamberi/Katıldığı, Savaşlar, 7.Bölüm,
Yorumlar
Orjinal İslam Yazarları
Misafir Kalemler
ASR'A DÜŞEN SÖZLER
Cennetini yüreginde taşımak istiyorsan, Cinnetinin Sınırlarını yokla...Sana Cinnet geçirten konular Dünyevi mi? Ukbamı?..!!


HİKMET/HADİS
Nübeyşe (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatü vesselam) buyurdular ki: "Biz sizleri, kurbanların etinden üç günden fazla yemenizi, birçoğunuza kurban eti ulaşsın diye yasaklamıştık. Şimdi, Allah Teala bolluk verdi. Artık yiyin, biriktirin ve ücret isteyin. Haberiniz olsun, bu bayram günleri yemek, içmek ve zikir günleridir." { Ebu Davud, Edahi 10, (2813); İbnu Mace, Edahi 16 (3160). }


Tarihe Göre Ara
Orjinal İslam Arşivi

dizin

,