Yazı Detayı
01 Eylül 2016 - Perşembe 18:19 Bu yazıkez okundu
 
Adil Ve Zalim Yönetim Usulleriyle Devlet 24.Bölüm
Erhan ULAŞ
erhanıslam@hotmail.com
 
 
 
 

C) Hz Salih'in (as) Peygamber Olarak Görevlendirilmesi 

Salih as Allahın insanlar içinden seçmiş olduğu elçilerden olup kıssası Kur'anın bir kaç suresinde bizlere
anlatılmaktadır. Salih as'ın kavmine imtihan için gönderilmiş olan dişi deve üzerinden verilmek istenen mesaj ve o mesajın bizler için ne ifade ettiğini sorgulayacağız,öğreneceğiz. Allah bu kavmi sapıklıklardan kurtararak hak dine davet etmek üzere, onların içinden, asil bir aileye mensup, sevip saydıkları ve gelecekte kendisinden güzel hizmetler bekledikleri Salih b. Ubeyd'i peygamber olarak görevlendirdi. Hz. Salih (a.s.) ilk günlerden itibaren, diğer peygamberler gibi, kavmini bir olan Allah'a ibâdete davet etti. Allah'tan başka ibâdet edilecek bir ilâh olmadığını, Yüce Allah'ın kendilerini yeryüzünün sakinleri ve imarcıları kıldığını açıkladı. Dolayısıyla, O'na ortak koşmaktan vazgeçerek, tevbe edip O'na dönmelerini ve sâdece O'na kulluk etmelerini istedi:

 

"Semûd kavmine kardeşleri Salih'i gönderdik. 'Ey milletim! Allah'a kulluk edin; O'ndan başka ilahınız yoktur; sizi yeryüzünde yaratıp orayı imâr etmenizi dileyen O'dur. Öyleyse O'ndan mağfiret dileyin, sonra da O'na tevbe edin. Doğrusu Rabbim size yakın ve duâlan kabul edendir.' dedi. " (Hud süresi, 11/61.)
 

Ne var ki, içlerinden fakir tabakaya mensup bâzı kişiler dışında, Semüd halkının ekseriyeti, onun davetini reddetti. Semûd müşrikleri, diğer müşriklerin peygamberlerine karşı ileri sürdüğü mazeretleri bir bir gündeme getirerek, önceden çok değer verdikleri Hz. Salih (a.s.)'a düşman kesildiler. Semûd halkı da, önce kendileri gibi bir beşerin peygamberliğini kabullenmek istememişti. Onların önderleri, "Allah dinimizi beğenmiyorsa, bunu melekler vasıtasıyla bize bildirmeliydi!" diyorlardı. Kendileri gibi bir insan olduğuna göre Hz. Salih'in söyledikleriyle asla dinlerini değiştirmeyeceklerini ifâde ediyorlardı. Kur'ân-ı Kerim'de müşriklerin bu ortak tavrı şöyle açıklanmıştır:
 

"Bir zaman onlara, önlerinden ve arkalarından, 'Allah'tan başkasına kulluk etmeyin!' diyen peygamberler gelmişti. 'Eğer Rabbimiz böyle bir şey dileseydi melekler indirirdi.' Onlar ise, 'Doğrusu sizinle gönderileni inkâr ederiz.' demişlerdi." (Fussilet sûresi, 41/14.)
 

Başlangıçta peygamber olarak bir meleğin gönderilmesi gerektiğini ileri süren Semûd müşrikleri, anlaşıldığına göre, bir süre sonra bu görüşlerini yumuşatmışlar, bir insanın da peygamber olabileceğini kabullenmişlerdi. Ancak inanmamak için bu defa da bahane buldular ve peygamber olacak şahsın eşraftan biri olması gerektiğini iddia ettiler.Hz. Salih (a.s.) gibi sıradan bir adama tâbi olamayacaklarını söylediler. Kıskançlıkları, ona iman etmelerine engel oluyordu. Onlara göre, diğer kâfirler ve sonradan Mekke müşriklerinde olduğu gibi, peygamber olabilmek için, ya insan üstü bir varlık yâni melek olmak, ya da zengin ve eşraftan bir insan olmak gerekiyordu. Dolayısıyla onlar da, üstünlüğün Allah'ın elinde olduğunu ve hidâyet nurunu istediği insana verebileceğini düşünmediler. Kendilerini Allah'ın emirlerini dinlemeyecek olurlarsa sapıklık içinde kalıp ateşlerde yanmakla uyaran peygamberleri Hz. Salih (a.s.)'a misilleme yaparak, asıl ona inandıkları takdirde, sapıklık ve delilik etmiş olacaklarını söylediler. Aralarından onun peygamber seçilmesini kıskandılar ve bunu bir türlü hazmedemediler. Onu yalancılık ve şımarıklıkla itham ettiler:


" Semûd Kavmi de uyarıları yalanlamıştı. Şöyle demişlerdi: "İçimizden bir tek insana mı uyacağız? Vallahi böyle bir durumda biz, sapıklık ve çılgınlık içine düşeriz." "Aramızdan öğüt ona mı verildi? Hayır, o yalancı küstahın biridir. Yarın bilecekler, kimmiş yalancı küstah! " (Kamer suresi 23/26)
 

Dünya zevklerine dalıp lüks ve İsraftan iyice şımarmış olan Semûd halkı, Hz. Salih (a.s.)'ın davetinden yüz
çevirmeye devam ediyordu. Hz. Salih (a.s.), onları selefleri olan Âd kavminin korkunç akıbetinden ibret almaya çağırdı. Bu kavmin, bütün maddî imkânlarına rağmen, düştükleri sapıklık yüzünden helak edildiğini hatırlattı ve kendileri de sapıklıktan vazgeçmeyip küfürlerindeki inadı devam ettirecek olurlarsa, aynı şekilde azaba çarptırılacaklarını hatırlattı:

 

"Hatırlayın, Allah, sizi Âd kavminin yerine getirdi ve yeryüzünde sizi yerleştirdi. Orada, ovalarında köşkler yapıyor, dağlarından evler yontuyorsunuz. Allah'ın nimetlerini hatırlayın da yeryüzünde bozgunculuk yapıp karışıklık çıkarmayın."(Araf-74)
 

Bu kıssada olduğu gibi tüm kıssalarda anlatılmak istenen verilmek istenen mesaj hep aynıdır.
SADECE ALLAHA KUL OLUN ! O'NDAN BAŞKA OTORİTELERE /GÜÇLERE BOYUN EĞMEYİN.
Tarihe baktığımızda nasılki her elçinin sünneti/izlediği metodu yolu vayhin doğrultusunda hep aynı ise müşriklerin SÜNNETİ de hep aynı olmuştur. Elçinin gönderildiği toplumlarda kibir/mağrurluk ve para/güç ile bu müşriklerin başrolde olduklarını görürüz. Servet ve güç ile mustazafları ezen ve kibirlik taslayarak elçilere karşı gelmek/onları alaya almak ellerindeki güçleri ve imkanları şeytani yolda seferber etmek müsriklerin en temel SÜNNETLERİNDENDİR. Çağımızda dillerinden infak kelimesini düşürmeyinlerin munafıklarla birlikte olup nifak tohumları saçtıklarına şahid oldukça ve paralarına para, şöhretlerine şöhret kataraktan birde utanmadan arlanmadan ellerindeki bu güç ile hakkı ve adaleti sağlamak için mucadele veren ve geçim seviyesi ve kendileri gibi elit tabakada olmayan insanları aşağılayan ve dillerinden Allah ve peygamberi eksik etmeyen yezidi çetelerin aslında elçilere meydan okuyan bu müstekbirlerden pek farkı olamdığı gibi fazlalıkları bile vardır.

İyilik ve tüm güzellikler Rahmandan, kusur ve eksikliler bizdendir.
Son nefese kadar devam edecek inşaAllah..

 

Kaynak:
Prof. Dr. İsmail Yiğit, Peygamberler Tarihi, Kayıhan Yayınları: 179-180.

 
 
 
Etiketler: Adil, Ve, Zalim, Yönetim, Usulleriyle, Devlet, 24.Bölüm,
Yorumlar
Orjinal İslam Yazarları
Misafir Kalemler
ASR'A DÜŞEN SÖZLER
Vahyin resuller ile beyan edilmesine ragmen hälä cehaleti terketmek istemeyenler, hälä küfürde diretenler elbette iman gibi bir nimetin mahrumu olmaya kendi kendilerini mahkum etmişlerdir!! Allah zalim degildir! Kullardan ise büyük cogunlugu kendine zalimdir..!


HİKMET/HADİS
Abdullah İbnu Amr İbnu'l-As (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir adam: "Ey Allah'ın Resulü benim malım ve bir de çocuğum var. Babam malımı almak istiyor (ne yapayım?)" diye sordu. Resulullah (aleyhissalatü vesselam): "Sen ve malın babana aitsiniz. Şunu bilin ki, evladlarınız kazançlarınızın en temizlerindendir. Öyle ise evladlarınızın kazançlarından yiyin" buyurdu." {Ebu Davud, Büyu' 79, (3530); İbnu Mace, Ticarat 64, (2291)-2292). }


Tarihe Göre Ara
Orjinal İslam Arşivi

dizin

,