Haber Detayı
17 Mart 2016 - Perşembe 16:45 Bu haber 1701 kez okundu
 
Sınırsız Alçaklık
 
 
Çeşitli Makaleler Haberi


İslam öncesi Mekke : Cehaletin koyu deryasında boğulup giderken, insanlar Kız çocuklarını diri diri toprağa gömüyor, leş yiyor, putlara tapıyor, olmadık zina birlikteliklerine meşruiyet kazandırıyor, içki, kumar, fal oklarıyla oyalanıyor ve bunlara rağmen doğru yolda olduklarını iddia ediyorlardı. Onlar Kuran’da belirtilen "esfele safilin"(aşağıların aşağısı) güruhumuydu, yoksa bu fiillerin, zemin aşama, ve derece bakımından daha aşağısı varmıydı acaba? Cehaletin dozunu kaçıran bu kalabalıklar her devirde olmuş ve Allah(c.c) onlara birer elçi göndererek uyarıda bulunmuştu çağrıya kulak verenleri kurtarmış diğerlerini mahfu perişan eylemişti. Bugün insanlık; son peygamber’den(sav) asırlarca uzakta yaşarken, Ebu cehillerin bayrak yarışına şahit oluyor finiş çizgilerinde.


Biliyor musunuz, O gün insanların putlara tapınmalarının kendilerince bir gerekçesi vardı.


"O'ndan başka veliler edinenler (şöyle derler:) "Biz, bunlara bizi Allah'a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz." (Zümer 3)


“Allah'ı bırakıp kendilerine zarar vermeyecek ve yararları dokunmayacak şeylere kulluk ederler ve: "Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir" derler” (Yunus 18)


Görüldüğü üzere, o günkü müşriklerin itiraf ettikleri gerekçeleri, Allaha daha fazla yaklaşmak ve putlarını şefaat aracı olarak kullanmaktı. Ayetlerde geçen müşrik grupları bugünde bulabilirsiniz fakat ben daha azgınlardan bahsedeceğim...
 

Peki bugünkü putperest kafirlerin tapınma gerekçeleri, mantaliteleri ve felsefeleri nedir sizce? 
Allah’a daha fazla yaklaşmak mı? şefaat umudumu? Hayır, bilakis; bunlar tapındıkları putlarına kendilerini ve ülkelerini Allah'tan ve onun dininden daha fazla uzaklaştırdıkları için müteşekkirler ve her yıl belli günlerde putlarına gidip şükürlerini ifa etmekteler. Ve dahi: o günkü cahili kültürün, kız evlatlarını toprağa gömme sebepleri ; Mekke’de zuhur eden dört çeşit gayri meşru nikah usulünün kızlarına uğramaması ve kızların erkekler kadar işe yaramıyor olmaları yada bir nevi rızık korkusu idi. Ya bugün, bugünün kafirleri yada İslam’a nispet olunan insanlar evlatlarını ana rahminde, daha güneşe, toprağa, oyuna doymadan neden kıtır kıtır kesiyorlar. Ve hangi sebeple hangi gerekçeyle, hem de kız erkek ayırt etmeden. Kendilerinin ultrasonografik ortamda şahit olup etik olmadığı için yayınlamadıkları kısa filmde, Kürtaj esnasında Rahmin aksi istikametine doğru kaçarken ağzını son derece açarak bir nevi çığlık atan ruh verilmiş yavruyu katletmelerinin sebebi ne olabilir ki?


Yine O günlerde asil olmayan müşrikler arasında zuhur eden fuhuş fiillerinden mütevellit doğan çocuklar, Anneleri tarafından o fiili yapan erkeklerden birine isnat edilir oda onu almamazlık edemezmiş. Yani o günkü veledi zinalar babasız büyümezlermiş. Fakat bugün; bu kusurla doğan çocuklar, ya doğmadan makasla kesiliyor yada yurtlara ve cami bahçelerine bırakılıp kaderlerine terk ediliyorlar. Müşrikler arasında cereyan eden iğrenç vakıalardan başka Mekke’de yaşayan ehli kitap kafirleri de aynı serkeşlik ve ahlaksızlık içindeydi rivayetlere göre. Zina onlarda da yayılmış ve zina eden zenginleri yüzlerine kara çalıp eşeğe ters bindirip dolaştırırken fakirlere ise Tevrat’ın hükmünü uyguluyorlardı. Şimdiki ehli kitap ise, büyük bir bozulmuşluğun içinde olsa gerek ki; artık zina suç olmaktan çıkmış vicdanen rahatsız olanlar kiliseye yada havraya küçük bir teberrudan sonra din adamları eşliğinde haftalık günahlarını çıkarmaktalar. Öyle ki; hıristiyan âleminin lideri konumundaki Vatikan, din adamları arasında küçük çocuklara cinsel istismar haberleriyle çalkalanmakta bu duruma seyirci kalamayan papalar istifa etme konusunda yarış içindeler.


Evet Mekke cahiliyesi gerçekten aşağılık özellik ve yeteneklere haiz insanlardan müteşekkildi. zaten öyle olmasaydı Allah cc onlara Hz Muhammedi (sav) gönderirmiydi. Onlar kendi çağlarında kendi çaplarında, kendi çığırlarında en adi insan modelleriydi. Ahlak, şeref ve haysiyet konusunda gerçekten alçalmış ve aşağılıklarını doğru yol olarak telakki etmişlerdi. Fakat nasıl ki yukarıya, semaya, yücelere ve alayı ilahiye doğru sınır yoksa ilim gibi, takva gibi ,şehadet gibi nebi ve resuller gibi.
 

Aşağıya doğruda sınırların, engellerin, setrelerin olmadığını asrımızda verilen örneklerde olduğu gibi temaşa etmekte zorluk çekmiyoruz. Bence; bugünün kafir ve müşrikleri, vahyin, risaletin ve nübüvvetin inme sebebi olan o günkü şirk ve cehalet sınırlarını ve sinir uçlarını çoktan egale edip helak derecesine ulaştılar. Bugün kafirleri en kapsamlı bir ifadeyle anlatmak izah etmek gerekirse Alemlerin Rabbi olan Allah (cc) kitabına baş vurmamız yerinde olacaktır.


"Onlara: 'Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın' denildiği zaman: 'Biz yalnızca ıslah edicileriz düzeltenleriz' derler.Bilin ki asıl fesatçılar ve bozguncular bunlardır fakat şuurunda değillerdir."
(Bakara 14,15)

Hakan Cahit ÇİFTCİ

Kaynak: Editör:
 
 
 
Etiketler: Sınırsız, Alçaklık,
Haber Videosu
Yorumlar
Orjinal İslam Yazarları
Misafir Kalemler
En Çok Okunanlar
ASR'A DÜŞEN SÖZLER
Hayatta Üç şey vardır ki Onlar işaret fişeğidir.. En Pahallı olan Tecrübedir, En Ucuz Olan Alçaklık; En Doğru olan Sabırdır... Alçaklardan yüz çevir, Tecrübelerden Faydalan Sabır istikametin olsun.!!


HİKMET/HADİS
Esma İbnu'l-Hakem el-Fezari (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hazreti Ali'yi dinledim, şöyle demişti: "Resulullah (aleyhissalatü vesselam)'dan bir hadis dinledim mi, Allah Teala hazretlerinin faydalanmamı dilediği kadar ondan istifade ediyordum. Şayet bir adam O'ndan hadis rivayet edecek olsa (gerçekten duydun mu diye) yemin ettiriyordum. Yemin edince onu tasdik edip rivayetini kabul ediyordum. Hz. Ebu Bekri's-Sıddik (radıyallahu anh) bana şu hadisi rivayet etti ve bu rivayetinde Ebu Bekir doğru söyledi: "Resulullah (aleyhissalatü vesselam)'ı dinledim, demişti ki: "Günah işleyip arkasından kalkıp abdest alarak iki rek'at namaz kılan sonra da Allah Teala hazretlerine tevbe eden her insan mutlaka mağfiret olunur." Sonra da şu ayeti okudu (mealen): "Onlar fena bir şey yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah'ı zikrederler, günahlarının bağışlanmasını dilerler. Günahları Allah'tan başka bağışlayan kim vardır?" (Al-i İmran, 135)." Tirmizi, Tefsir Al-i İmran, (3009); Ebu Davud, Salat 361, (1521) İbnu Mace, İkametu's-Salat 193, (1395)


Tarihe Göre Ara
Orjinal İslam Arşivi

dizin

,