Haber Detayı
02 Ocak 2016 - Cumartesi 02:13 Bu haber 2258 kez okundu
 
Mekânikleşen İnsan & İslâm
 
 
Çeşitli Makaleler Haberi


Bir an için koşuşturmaya ara verin,,ve geriye doğru yaslanıp düşünün...Niçin yaratıldık?...

Maddesel dünyadan kopmadan özümüzü, mekanikleşen tam yahudi mantalitesinin kahkahalarla izlediği dolu meydanlara çevirelim ve seyredelim...Ve bu meydanlarda içi boşaltılmış Allahu Akbar tekbirlerinden evvel dilerseniz Allahu Akbar ile tanış olalım...
Zira "ekber" ile olan tanışıklığımızda pürüzler var ise, Ona doğru savrulan sloganlar havada asılı kalacaktır.. Kuru sıkma tekbirlerden evvel Ona gerçekten yakiyn olmak gerek....Tanış olmadan boş sloganlara bağlı "tanıştım" iddiası kendini çürük elmalar içinde vede sağlam uhuvvet ahvaliyle görmek sanmak kurtlanmışlıktan öteye varmayan zanniyettir...
O halde büyüklediğimiz-tekbir eylediğimiz Rahmanımızla tanışalım öncesinde.....
 

Lailahe illallah dairesine girelim evvelinde...Ama nasıl? 
Önce muhasib olalım,,muhasebede başlayalım.
Arşın sahibi olan ,,ekber olan ve zifiri karanlıklar arasında yürüyen karıncaların dahi titreşimini ve iletişimini duyan sahibimizi gerçekte nekadar tanıyoruz..? Basit bir cevapla örneklendirelim kendimizle olan muhasebede buyrun...
Önce sizi yediren-içiren ve bunun karşılığında sizden şükürden başka birşey beklemeyen lakin o şükürlere asla ihtiyaç duymayan ve kulların kendisine ihtiyaç duyduğu merciyi ne kadar tanımışta ulu'luyoruz cümlelerimizle, bir sorrgulayalım tekbirleyen dillerimizi.... Namazın ikame merkezinde yücelttiğiniz.. Meydanlarda yumruklarla tekbirlediğiniz ve hatta iddianıza göre "vasat islam" anlayışınızla, sizin yaşadığınız islam kimin istediği islam....
Tüm otoriteyi kendine merkez edinen Ekber olan Allahın'mı? yoksa heva ve heves, veyahut ihtiyaç sahibi olan bizler gibi kendi meramını gidermekte zorlanan mahlukların çizdiği bir islam portresimi icra ettiğimiz islam...
 


Vasat dairenin breyleri olduğunu iddia eden bizler ifrat ve tefrit duygularını üst tavana ziplatmış bir halde Allah'la bağlarımızı kopardığımız haldemi tekbirlemeye devam etmekteyiz O nu.. Biz gerçekte O'namı bağlıyız hakkıyla,  yoksa ümmeti bağımlılıkların kucağına fırlatmış, teknolojik çağda mekanikleşmiş ruhlar olarak  bir siber gücemi bağlıyız? Çok acı,,herkes merkezine birşeyleri almış...Hayır Rahmanı gerçekte tekbirlememiş insan.  
Dava var gibi dursada dava yok....
Kitaptan uzaklaşmış lakin edebiyatın en doruk noktasından atılmakta sloganlar....  
Rasulü titreten ikra-oku emrini unutmuş... 
Evden camiye camiden eve tozlanan ayaklar cihadın tamamı sayılmış....
Nene den -dede den miras alınmış ibadetler ve lakin içi boşaltılmış...  
Uzak doğu kadar ırak kalınmış hakikatlerin tamamına.. 
Hak ağır görülmüş batılsa sevimli... 
Heva ve heveslere şeytan aheng vermiş,, hakka reddiye sunan nefisler ise şeytanın telkiniyle hareket eyler olmuş..
Ve nihayetinde merkeze alınan sadece DÜNYA olmuş...



Dünyaya bağımlılık mantalitesinde aradığımız her ürün ve eşya maneviyata olması gerekenden farklı misyonlar yüklemiş.... Dünyanın geçici merhaleleri tesbit edilemeyincede Ahiret geri plana atılmış,, unutulmuş ve hatta satılmış... Dilde tekbir ayyukta ve fakat kalbte Lailahe illallah sırrı açığa çıkartılamamış. Yaşamın gayesi,  olgun müminler olarak bu sırrın hayatın merkezine çıkartılmasıyla mümkün iken; dilden kalbe inemeyen yüceltmelerle kalmış insan.Oysa insanı "eşrefi mahlukat" olarak yaratan ve ekber olan Allah, onu hem bir savaşcı,,hem bir direnişci,,hemde yeryüzüne bir öğretmen-halife kılmıştı..
İslamı Allahın istediği gibi ikmal etmeyenler,,dededen atadan kalma bir eski miras şeklinde vede pedalı yağsız bakımsız rotasız bir bisikletin pedalını çevirdiği gibi yaşayınca, kendisine birşey katamadığını ,,onun gerçekten huzur dolu olduğunu yüreğinde ikmal edemeyecek ve Lailahe ilallah yolunda Rahmanın tecelliyatlarınada mazhar olamayacaktır...


Fıtratlarımızın misyonunu Rahmanın isteklerine göre yeniden formatlayarak ve Onun nurlu -onurlu yola eriştiren Kitabının bir kurtuluş reçetesi olduğunu bilerek Onun bizden istediği gibi "Adem" olarak nasuh bir yönelişle yönelmekten başka kurtuluş yolumuz yok...Bunun haricindeki hiç birşey zatı aliyemize kurtuluş imkanı sunmayacaktır.... 
O halde Kuran müslümanı olmak,,mekanikleşmiş ruhlarla değil,,mal mirasına benzetilmiş ve öylece yaşanmış bir islam anlayışıyla değil,,boş lakırtılı islam algılarından ibaret kuru sıkı sloganlarla değil,, içi boşaltılmış yogaya benzetilmiş ibadet algılarıyla değil,, gerçekten hakikat üzre tebliği yapılmış vede Allah rasulü tarafından tebliği eksiksiz olarak bizlere sunulmuş tertemiz tevhid dini müslümanları olmak demek mirası peygamberden alarak yaşamak ve yaşatmak demektir... Onun öğrettiği mücadele, azim, ihlas, vede istikrar üzre tevhid dinini yaşamak demektir...Tüm bunları belleğe ve kalbe kazımak kuru sıkı tekbirleri dilden kurtarmak ve kalbe akıtmak demektir....Bu anlayış bizi Allahın istediği dine ulaştıracaktır.....


Peki bu muhasebe sonucu soralım kendimize....
Kimi bekliyoruz kurtulmak için....Bir Mehdimi?...Yoksa kurtulmaktan ümidini kesmiş bir hasta gibi sloganlarımızı dil altı hapımı yapıyoruz..Yada sürekli hastalıklı kalplerimizi kandıran ve aslen samimi olmayan cümleleremi bağlıyoruz kurtuluş ümitlerimizi "inşaallah,, ne yapalım,, kader işte" diyerek... Oysa inşaallah denildiğinde inşaa edenler safında ve onların azimle dolu merhalelerinde tek bir tuğla olmamız gerekmezmiydi..Tek bir tuğla olmadan yada tek bir tuğla koymadan o inşaaya TEKBİRLERİNİZ SİZİ ASLA KURTARMAYACAKTIR...Salt Tekbir çekerek ama Tek bir tuğla koymadığınız islam duvarı sizi korumayacak-Size selamet yurdu olmayacaktır...Yahut islamın duvarlarını yeryüzünde örmediğiniz yükseltmediğiniz sürece o duvar başkaları tarafından elbet yükselecektir ancak siz onun asaleti ve izzeti -şerefinden nasipdar olmayacaksınız...Bu ise ne büyük bir mahrumiyettir...
 


Samimiyetinizle teslim/slam olun Kuran ve sünnete,,ama jelibonlaşmış kuran ve sünnet algısıyla değil... Her gün bir cüz bitirmeye gerek yok.. Bir cüzün bir ayeti üzerine Akıl sahibi edilgenliğimizle tezekkür-tefekkür etmek yetecektir değişim için bir adım olup yol katetmeye.... Mekanikleşmiş sohbetlere değil düşünce eksenli birikimler edinmeyle,, sahibimizin bizden istediği gibi kulluğumuzu idrak edip yerine getirmelerle değişime doğru yol almak mümkündür.... Kıldığımız namazlar hayatın merkezine yerleşmeli..Sadece seccade tesbihle ikame olunan namazlar bizi MAUN'da bahsolunan namaz sahiblerinden farklı kılmayacaktır.. Zira O ki ateşten bir gömlektir... Mevzuatı -Kuralı Allahın istediği şekilde kapsamlı bir şekilde olmalıdır,,o hayatın her alanına nüfuz edilerek eda edilmelidir....


Hasılı kelâm Rengi karmate olmuş,,içi boşaltılmış dışı yalandan-riyadan ibaret olan namazlarda değildir bizi kurtaracak olan... Şekilcilik temayülü hareketler değil bizleri kurtuluşa erdirecek olan... Dünyayı arkaya atarak değil arkana alarak,, yani yeryüzünü inşa edecek olan halife bilinciyle kılındığında namaz dik ve onurlu duruş katacaktır sana... İşte namazı bu şekilde ,,bu bilinçle kıldığında onu hayatına merkez edinmiş olacaksın,, ve o her tehlikeye karşı seni koruma potansiyelini, bu bilince sahip olduğun ve ihya ettiğin vakit devreye sokacak-seni koruyacak--sana zırh olacak....
O an akıllı olduğun andır işte,,akılların afyonlaşmasıdır zira şuursuz ihya edilen ibadetlerin hepsi...Bu idraktır ki her vakitte Rahmanı Merkezde tutmak....O halde daima namaz halinde olmak bizi potansiyel güç konumuna getirir....
Rahmana kul,,ümmete faydalı,,ve Rabbin bütün güzel tecelliyatlarına gark olunmuş gibi hissiyat ve donanıma sahip olduracaktır bu bilinç.....
Merkezlerinize kimleri neleri aldığınıza dikkat edin o halde ...Her anmalarınızda kimler var neler var dikkat edin o halde.. Çünkü Onu Merkeze-gündemine alanları,, elbetteki O'da Merkezine-gündemine alacaktır...

Eser TELİMEN
Kaynak: Editör:
 
 
 
Etiketler: Mekânikleşen, İnsan, &, İslâm,
Haber Videosu
Yorumlar
Orjinal İslam Yazarları
Misafir Kalemler
En Çok Okunanlar
ASR'A DÜŞEN SÖZLER
Lutfedilmiş Akıllarını kullanmayan, gelişmeyen, cehaletten kurtulmayan fertlerin ve toplumların boynuna Allah, kirli-pis-cahil-kâfir ve ceza mahkûmu yaftasını takar...!


HİKMET/HADİS
“Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Şüphesiz şeytan içinde Bakara Suresinin okunduğu evden kaçar.”Müslim 2/188, Tirmizi 4/42, Nesei Fedailu’l-Kur’an 76, Beyhaki Şuabu’l-İman 2/2381, Ahmed 2/284, 337, 378, 388


Neue Welt
Tarihe Göre Ara
Orjinal İslam Arşivi

dizin

,