Haber Detayı
18 Eylül 2017 - Pazartesi 00:26 Bu haber 943 kez okundu
 
Kolay Gelsin...
 
 
Çeşitli Makaleler Haberi


Adamın biri içtiği içkinin verdiği sarhoşluk ile bir köşeye sızmış dilinde nakarat halinde şu dörtlüğü durmadan terennüm eder...
AL ELMANIN BEŞİNİ 
SAL FİSTANIN PEŞİNİ 
SEVERSEN BİR GÜZEL SEV 
SEVME ÇİRKİN BİRİNİ
Sarhoşun sürekli dudaklarında terennüm ettiği bu dörtlüğü duyanlar hiç aldırmadan yollarına devam ederler. O sıralarda oradan geçen bir Derviş, sarhoşun mırıldandığı cümlelere kulak kabartıp yanına oturur. Sarhoş devam eder Derviş ağlar... Yoldan geçenler Sarhoşun söylediklerini değilde Dervişin ağladığını görünce: "Yahu Derviş efendi bu kişinin ne sesi ses nede söylediği şey güzel, peki sen neden ağlıyorsun?"...  Derviş: "Siz benim anladığımı anlamış olsaydınız sizde ağlardınız"... Biri sorar: "ne anlıyorsun?"  
Derviş: AL ELMANIN BEŞİNİ:  Al İslamın Beşini...
SAL FİSTANIN PEŞİNİ: Sal dünyanın peşini... 
SEVERSEN BİR GÜZEL SEV: Seversen Allah'ı sev...
SEVME ÇİRKİN BİRİNİ: Sevme Nefsinin istediğini demek istiyor... diye tercüme edince; soran ve orada bulunanların yüz ifadelerindeki hayretler içinde kalmaları hali,disipline edildikleri günlük hayatın pudralarının dökülmesinin yansıması olur...

 

Bu Meseli neden anlattım, ona bakalım... Değer yargılarımızdan kopuk olarak disipline edilmiş  günlük hayat içerisinde , evlerimizden dışarı çıkarak bakmakla yükümlü olduğumuz ailemizin nafakasını temin etmek için koyulduğumuz yollarda, gözümüze ilişen devasa binaların ihtişamlı duruşları celb eder bakışlarımızı. Özellikle Metropol diye adlandırdığımız büyük şehirlerde kimi  mimari özellikler ayrı bir ahenk katar bu bakışlara.
 

Değilmidir ki "Oku"emrine sırt çevirdiğimiz günden beri görsele şartlandırıldık. Bu şartlanmanın getirisi olarak peşi sıra koştuğumuz nesneler kusursuz bir güzel gibi her nefsi peşinden koşturur , dilden düşen tek kelime "Ah keşke benim olsaydı '' olur... Çünki bizi disipline eden Seküler dünya görüşü özne olduğumuzu bize unutturup birer nesne olmamızı sağladığından, ön planda hep vizyonu sunar...Bizlerde gayri ihtiyari Vizyona takılıp, mimari özelliğe ayrı bir muhabbet besler olduk.
 

Fakat yapıda kullanılan malzemenin ne derece güvenilir ve sağlam olduğu aklımıza gelmez hiç... Zira "Sekr" halindeyiz. Bize İç çektiren vizyon ve birde bunun yanında pazarlayacısı, konusunda ihtisas sahibi ve çenesi iyi lavgarlık yapan biri ise hemen duygularımızı teslim alır... O ihtişamlı bina hayalhanemizde bile olsa bizimdir artık. Zira bir tarla gibi ekilmeye ve bakılmaya ihtiyaç duyan Akıl nimeti esir alınmıştır...
 

Oradan bir Dostumuz çıkıverse ve "Kardeşim, Vizyona aldanma Misyon önemlidir, yani yapı malzemesinde kullanılan kalite önemlidir" diyecek olsa O dostumuzu dinlemek yerine ihtişama aldanıp birde pazarlayacısının lavgarlığıda üzerine eklenince "sahip olmayı arzuladığım O Güzel benim artık" diye düşünülür ve bir koşuşturma başlar bundan sonra...Gece rüyalarımızı gündüz düşlerimizi süsler o güzel...
 

Dünya hırsı, Dünyalık ve Dünyaya bağlılık öyle oldu ki disipline edildiğimiz hayat tarzının vermiş olduğu sarhoşluk hali bizleri Misyon'dan kopuk Vizyon delisi durumuna getirdi... Bu durum karşısında, ne okuduklarımızı anlaşılması gereken gibi okuduk, nede duyduklarımızı anlaşılması gereken gibi anladık...Ve gittikçe Sekülerizm bataklığının girdabında boğulmaya mahkum birer aday olduk...
 

Ne diyelim herkes ayrı ayrı olarak sözcülüğünü yapmak için birbirleriyle yarışıp  gerçekte ise zihniyetin aynı tabelaların ise farklı olduğu Politik kulvarın işlerliği için aday oluyorsa; Sekülerizm uğruna Vizyona takılıp Misyonunu  feda etmek için Aday olanlara kolay gelsin...
 

Haddini Bilen Adam

Kaynak: Editör:
 
 
 
Etiketler: Kolay, Gelsin...,
Haber Videosu
Yorumlar
Orjinal İslam Yazarları
Misafir Kalemler
En Çok Okunanlar
ASR'A DÜŞEN SÖZLER
Tecrübe, bedeli hayatla ödenen bir KAZANIMDIR.. Önemli olan bedelini ödediğiniz bu tecrübeyi hidayetten sonra doğru yönetmektir..!


HİKMET/HADİS
en-Nu'man İbnu Beşir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ben Resulullah (aleyhissalatü vesselam)'ın minberinin yanında idim. Bir adam: -"Ben Müslüman olduktan sonra başka bir amelde bulunmamış olmama kıymet vermem, ancak hacılara su dağıtmam hariç" dedi. Bir diğeri: -"Ben de Müslüman olduktan sonra başka bir iş yapmamış olmama ehemmiyet vermem, ancak Mescid-i Haram'ı imar edip bakımını yapmam hariç" dedi. Bir üçüncüsü de: -"Allah yolunda cihad, söylediklerinizden daha üstün bir ameldir" dedi. Hz. Ömer (radıyallahu anh) onlara müdahale ederek konuşmalarını menetti ve: "Resulullah (aleyhissalatü vesselam)'ın minberinin yanında sesinizi yükseltmeyin, bugün cumadır. Namazı kılınca ben huzura girer, ihtilaf ettiğiniz hususu sorarım" dedi. Arkadan Cenab-ı Hakk şu ayeti indirdi: "Hacca gelenlere su vermeyi, Mescid-i Haram'ı onarmayı Allah'a ve ahiret gününe inananla, Allah yolunda cihad edenle bir mi tuttunuz? Allah katında bir olmazlar, Allah zulmeden milleti doğru yola eriştirmez. İnanan, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselere Allah katında en büyük dereceler vardır. işte kurtulanlar onlardır" (Tevbe, 19-20)." { Müslim, İmare 111, (1879). }


Tarihe Göre Ara
Orjinal İslam Arşivi

dizin

,