Haber Detayı
25 Eylül 2019 - Çarşamba 16:09 Bu haber 46 kez okundu
 
Engizisyon Mahkemeleri (Suç Aletleri) -2-
 
 
Uzak/Yakın Tarih Haberi


Yargılama usulünün bir parçası olarak, ikrarı temin için işkenceden yararlanılırdı. Sanık kademe kademe her kademede şiddet ve dehşetin arttığı, ağır ve dayanılmaz çeşitli işkencelerden geçirilirdi. İşkence, suçunu kabul edene kadar uygulanırdı. Kızgın kerpetenlerle kalçaları kıstırma, çekiçle kemik kırma, özel düzenekle bedeni germe ( Bu yolla boyu 30 cm uzayanlar olmuştur. ), ayağa ateşe duyarlı merhem sürerek ayağı ateşe yaklaştırma, iple sarkıtarak aniden taş zemin üzerine salma vs… İşkenceyle istenildiği gibi konuşmayan sanığın kaldığı zindana, casus gönderilerek, delil elde edilmeye çalışılırdı. ( İşkence esnasında gözü çıkarılan bir sanığın gözü, işkence heyeti başkanın yüzüne fırlayınca, başpapazın korkudan ölmesi üzerine, hazır bulunanlara kukuleta ve cübbe giyme mecburiyeti getirilmiştir. ) Sanık, işlediği suçun ağırlığına göre çeşitli cezalara çarptırılırdı. İşlediği suçtan pişmanlık duyanlar ömür boyu hapis cezasına çarptırılırken, nedamet duymayanlarsa kazığa bağlanıp yakılırdı. Mahkûmun yakılmasından umulan maksat bedenin yok edilmesi ve günahlardan arındırılmasıydı. Ölüm cezaları, büyük meydanlarda ve toplu şekilde infaz edilirdi. Verilen ölüm cezalarını yerine getirmek, sivil ( laik ) makamlara aitti. Ölen sanığın suçlu bulunması halinde, cesedi mezardan çıkarılarak yakılırdı. Geçici süreli hapis, para, müsadere, halk arasında veya ayin sırasında kırbaçlanma, sarı haç taşıma, haç dikilmiş kıyafet giyme, Haçlı seferine katılma, kiliseleri ziyaret, hacca gönderilme, sürgüne yollanma, yoksul kimselere yardım, aforoz edilme diğer uygulanan cezalar arasında yer işgal ediyordu. ( Günümüzdeyse kiliseden uzaklaştırma yaptırım olarak uygulanmaktadır. ) Mirasçıları, kamu hizmetinde bulunmaktan men edilirdi.


Portekiz engizisyonu ( soykırım olarak ), çocukları, ana ve babalarından ayırarak, Katolik inancına göre yetiştiriyordu. Sanık düşük bir ihtimal beraat etse dahi malları müsadereden kurtulamazdı. Müsadere edilen mallardan sanığın ailesi, alacaklıları, hapishaneler ve kilise papazları da pay almaktaydı. Kilisenin pay alması kurumun yozlaşarak, çürümesine neden olmuştur. Zenginler, basit bahane ve iftiralarla engizitör ( hâkim ) huzuruna çıkarılarak, malları bu suretle talan edilmiştir. Ayrıca engizitörlerin birbirlerini suiistimallerde affetme yetkileri bulunmaktaydı.


İspanya Engizisyonu, Kral Ferdinand’ın emriyle Müslümanlara ait tüm kkitapları yakmıştır. ( Sadece Gırnata şehrinde bir milyon cilt kitap yakılmıştır. ) Roma Engizisyonu, kitap basımını ve hangilerinin alınıp, satılabileceğini kilisenin iznine tabi tutmuş, üniversitelerde okutulanları sansürlemiş, Katolik inancına aykırı bulunanları yaktırmıştır. “Tehlikeli düşüncedeki” bilim, fikir ve din adamlarının kâbusu olan Engizisyon, Rönesans’ı sekteye uğratmıştır.


Müslüman bilim adamlarından öğrenerek, Dünyanın yuvarlak olduğunu ve Güneşin etrafında döndüğünü söylediği için İtalyan bilim adamı Galileo Galilei, “Allah dünyayı bir daha hareket etmemek üzere durağan bir temel üzerine oturtmuştur.” tahrif edilmiş İncil’de yer alan bu cümleye muhalefetten hakkında mahkeme şu kararı alır: “Dünyanın evrenin merkezi olmadığına ve hareket ettiğine ilişkin tez abestir. Felsefe açısından yanlıştır ve iman bakımından insanı yanılgıya sürükler.” Galilei: ““Ben, Güneş evrenin merkezindedir.” Dediğim için yargılanıyorum ve bu tür aykırı görüşleri nefretle kınıyorum, lanetliyorum. Aynı zamanda Kutsal Katolik Kilisesi’ne yapılan tüm yanlışları da…” sözleriyle fikirlerini resmen inkâr ederek, yakılarak öldürülmekten kurtulmuştur. Ömrünün geri kalan son sekiz yılını evinde gözetim altında geçirmiştir. Ünlü gökbilimci ve felsefeci Giordano Bruno, kainatın sonsuz olduğu, dünya dışında başka gezegenlerin de bulunduğu ve dünyanın kainatın merkezi olmadığı fikirleri İncil’e aykırı bulunup, yakılarak ölüme mahkum edilmiştir. Jean Dark da Bruno ile aynı kaderi paylaşan meşhurlar arasındadır. Müzisyen Paganini’nin senelerce cesedine defnedilecek yer gösterilmemiştir.


Günümüze birçok mahkemenin kayıtları ulaşmadığından, Engizisyon kararıyla kaç kişinin yakıldığı bilinememektedir. Müslüman ve Yahudileri tasfiye maksadıyla İspanya’da kurulan engizisyon 18 yıl zarfında 24.000 Müslüman’ın idamına karar vermiştir. Başengizisyoncu Tomas de Torquemada 2.000, küçük bir mahkemeyse 28.000 kişiyi yaktırdı. Bu rakamlar bize, milyonlarca insanın yakılmış olabileceği konusunda bir fikir verebilir. 5.000.000 insan engizisyon zulmünden göç etmiştir. ( Hıristiyanlaştırılmak istenen 200. 000 Yahudi İspanya’dan göç etmiştir. )


İlhan Bardakçı’nın “İşkence” adlı yazısında yer alan alıntılar, “engizisyon mezalimini” en iyi şekilde özetlemektedir:“İnsanlık adına utanç verici bir edebiyat türü de doğmuştu. Şahit olarak hazır bulunduğu işkence sahnelerini anlatmak ve hatta en etkili anlatana ödül vermek genel bir edebiyat sahası haline gelmişti. İlgililer işkencenin nasıl başladığını, sanıkların nasıl ve en çok hangi uzuvlarına uygulandığı zaman bağırdıklarını ve hatta nasıl yalvardıklarını ballandıra ballandıra anlatmaktaydılar. Krallık makamı sadece işkenceye yatırılanların direnişlerini ve Engizisyon’a edilen küfürlerin anlatılmasını yasaklamıştı. İspanya’nın ünlü kraliçesi ( Katolik İsabella ) uyumadan evvel, kendisine bu itirafların ninni gibi okunmasını emrediyordu. Verdiği ziyafetlerde, o hafta yapılan işkenceleri en ince ayrıntısına kadar anlattırır ve son derece zevk aldığı zaman bol keseden ihsanlarda bulunurdu.”

( Prof. H.C. Lee, Ortaçağda Engizisyonun Tarihi, 1955 basım )


“Daha 17. yüzyılda işkence, ceza hukukunun bir parçası olarak kabul edilmekteydi. Bilhassa Fransa ve İngiltere, eski Yunan ve Roma hukukunun, maznun ve esirlere işkence uygulanmasına cevaz vermeleri sebebiyle bu yüksek kültürün ( ! ) aynen muhafazasını benimsemişlerdi. Eritilmiş kurşunun kulaklar ve boğazdan aşağıya akıtılması, kızdırılmış zeytinyağı içirilmesi veya parası ailesinden alınan zeytinyağında zavallıların kızartılması. Avrupa’da 17. yüzyılın ortalarına kadar en geçerli soruşturma usulleri budur. İngiltere ve Fransa’da zanlıların bağırsaklarına boru ile tazyikli su verilmesi, işkencenin en medeni olanlarından sayılıyordu. Bu arada özel hazırlanan bıçaklarla derinin yüzülmesi ve deriyi koparmadan vücuttan sıyırmak konularında “virtüöz” mertebesinde cellât ve işkence üstatları peydahlanmıştı.”

( Enciclopedia Americana, c. 1, sayfa 869, Prof. Norman J. G. Pounds )


Gülsüm Erdemli

 

Kaynak: Editör:
 
 
 
Etiketler: Engizisyon, Mahkemeleri, (Suç, Aletleri), -2-,
Haber Videosu
Yorumlar
Orjinal İslam Yazarları
Misafir Kalemler
En Çok Okunanlar
ASR'A DÜŞEN SÖZLER
Yaşadığın sürece ALLAH'ın sınırlarını koru ki Mü'minlerden olasın. Bu sınırların Start noktası; MÜ'MİNUN SÜRESİ ilk 9 ayeteki altı çizili kurallardır.!!


HİKMET/HADİS
Ebi'l-Cevzai rahimehullah anlatıyor: "Hasan İbnu Ali (radıyallahu anhüma)'ye: "Resulullah aleyhissalatü vesselam'dan ne ezberledin?" diye sordum. Şu cevabı verdi: "Aleyhissalatü vesselam'dan: "Sana şüphe veren şeyi terket, emin olduğun şeye ulaşıncaya kadar git. Zira sıdk (doğruluk) kalbin itminanıdır, yalan şüphedir." {Tirmizi, Kıyamet 61, (2520); Nesai, Eşribe 50, (8, 327, 328). }


Tarihe Göre Ara
Orjinal İslam Arşivi

dizin

,