Haber Detayı
25 Eylül 2019 - Çarşamba 15:59 Bu haber 140 kez okundu
 
Engizisyon Mahkemeleri (Suç Aletleri) -1-
 
 
Uzak/Yakın Tarih Haberi


Orta Çağ Engizisyonu:


Orta Çağ Engizisyonu, Valdensesler ile Katharlar'ın kurulu düzeni sarsan öğretiler yaymaya başlamaları üzerine, 1231'de Papa IX. Gregorius tarafından kuruldu.Engisizyon Mahkemesi'nde mahkûm suçunu kabûl edene kadar işkence görürdü.Eğer suçunu kabul etmez ise işkenceden ölürdü, kabûl ettiğinde zâten mahpusta çürürdü.Yâni kısacası, neresinden bakılırsa bakılsın, Engizisyona düşen bir ölü idi.


İspanyol Engizisyonu:

İspanyol Engizisyonu ise, Castilla kraliçesi I. Isabella'nın ısrarı üzerine, Papa IV. Sixtus tarafından 1483 yılında onaylandı. Müslümanlar'la Yahudiler'in kendi inançlarına bağlanmalarını sağlamak hedeflenmişti. Bu nedenle, 200.000'e yakın Yahudi, 1492 yılında İspanya'yı terk etti.


Roma Engizisyonu:

Roma Engizisyonu, Roma Katolik Kilisesi'nin savunduğu öğretiyi korumak için Papa III. Paulus tarafından 1542'de kuruldu. Genel olarak Calvin ve Lutherciler'e savaş açtı. Roma Engizisyonu, cadılık ve büyücülükle de uzun yıllar mücadele etti. Bir manastıra ya da piskoposun sarayına yerleşen engizisyon sorgucusu, daha sonra halkı kilisede toplayıp uzun bir vaaz veriyordu. Amaç, yerel halkla ilişkileri sıcaklaştırmak ve onların güvenini kazanmaktı.


Zulmü, haksızlığı, adaletsizliği ve insanı dehşete düşüren işkenceleri ifade etmek için kullandığımız “engizisyon mezalimi” dilimize yerleşen binlerce deyimden sadece birisidir. Her deyimin bir çıkış hikâyesi vardır. Kiminin hikâyesi öğreticidir, kimi içinde mizahi bir unsur barındırır. Konu başlığımızın hikâyesiyse, dehşet ve korku sahneleriyle doludur.Ortaçağ Batı Avrupa’sında din adamlarının İncil’den vazettikleriyle tezat oluşturan yaşantıları, halk sefalet içersinde yüzerken, sefahate ve lükse olan düşkünlükleri halkı kiliseden iyice uzaklaştırmıştı.
 

Aydınlar, kilisede olup bitenleri eleştirerek, halka aktarıyordu. Haçlı seferleri ve İslam dünyasından yapılan tercümeler, halkın ufkunu genişletmiş; Kilise kurumu, halk arasında güvenilirliğini iyiden iyiye yitirmiş, tepki toplamaya başlamıştı. Dinde reforma gidilmesi inancı kuvvet kazanmıştı ve yeni yeni mezhebi cereyanlar hayat buluyordu. Katolik kilisesi 1184 senesinde Verona Konsili’nde elinden kayıp giden gücünü koruyabilmek için toplandı. Katolik inancına sırt çevirerek, Kilise ve Tanrı’ya düşmanlık ve ihanet edenlerin bulunup, cezalandırılması böylelikle reformun engellenmesi, düzeni muhafaza ve inanç birliğinin temini amacıyla özel yetkili dini mahkemelerin kurulması kararı alındı. İlk defa İtalya’da kurulan mahkeme başta özellikle İspanya olmak üzere Fransa ve diğer Katolik ülkelerde Papalığa bağlı olarak örgütlendi.


Piskoposlara kent kent dolaşarak ( seyyar mahkeme ) din sapkınlarını bulup, cezalandırma yetkisi tanınmıştı. ( Kont, baron ve kent meclisi üyeleri vs. tüm mahalli idareciler piskoposa, “dinsiz avında” yardımcı olmak zorundaydı. ) Vardıkları kentin kilisesinde, halka vaaz verip, Katolik inancına aykırı hareket ederek saygısızlığın, Tanrı’ya ihanetin bir suç olduğu bildirilir, insanlar Tanrı yoluna çağrılırdı. Vaaz, kiliselerin kapılarına asılarak halka ilan edilirdi. Vaaz gününden itibaren bir aylık af süresince suçunu itiraf edenler bağışlanırdı. Mahkemeye yapılan ihbar başvuruları, noter tarafından kayda geçirilir, ihbarlar değerlendirilir, ciddi görülenler hakkında soruşturmaya başlanırdı.


Sanık, korkunç kostümlü ve maskeli muhafızlar eşliğinde, duvar, perde, koltuk ve kürsünün simsiyah olduğu salona alınır ve haç şeklindeki sandalyeye oturtulurdu. Bütün işlemlerin gizlilik esasına göre yapıldığı yargılamada, tüm hakları kısıtlanmıştı. Duruşmalar genellikle halka kapalı olarak yapılırdı. Sanık, masumsa, endişe duymasını gerektirecek bir durum olmadığından, kendisini bir avukat aracılığıyla savunma hakkına da sahip değildi. Yokluğunda yapılan işlemler hakkında, bilgi verilmezdi. Sanık; muhbirin ( Ana baba, çocuk ve kardeşlerin birbirini ispiyonlayabildiği çok sıkı bir istihbarat ağı kurulmuştu. ) ve şahitlerin adını öğrenme hakkına da sahip değildi. Diğer davalarda şahit olarak dinlenmeyenlerin ifadesine engizisyon başvurabilirdi. İkrarın tek başına kesin delil sayıldığı, diğer delillerle desteklenmesinin aranmadığı engizisyonda, sanık istenilen şekilde konuşmak, suçunu itiraf etmek zorundaydı. Başka şekilde konuşması yasaktı. Suçlu psikolojisinde uzman hâkimler, ikrarı bir an önce elde etmek için hileye başvurur, tuzak sorularla sanığı çelişkiye düşürmeye çalışırdı.
 

Gülsüm Erdemli

 

Kaynak: Editör:
 
 
 
Etiketler: Engizisyon, Mahkemeleri, (Suç, Aletleri), -1-,
Haber Videosu
Yorumlar
Orjinal İslam Yazarları
Misafir Kalemler
En Çok Okunanlar
ASR'A DÜŞEN SÖZLER
DUYGUSAL BİR ZEKA ÜZREYSENİZ,, burnunuz sadece satanizmin tarikatlerinden olan kominizm, romantizm, feminizm vs davarlar gibi olaylardan lağım gibi koku alırsınız.. AKLEDEN BİR ZEKA ÜZREYSENİZ,,burnunuz basiretle bu inceligi anlar ve merhamet ekseninde cennetin kokusunu cennetlik kul gibi sevincle,müjde ile icinize cekersiniz.. Herkes burnunun kokusunu sorgulasın...!


HİKMET/HADİS
en-Nu'man İbnu Beşir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ben Resulullah (aleyhissalatü vesselam)'ın minberinin yanında idim. Bir adam: -"Ben Müslüman olduktan sonra başka bir amelde bulunmamış olmama kıymet vermem, ancak hacılara su dağıtmam hariç" dedi. Bir diğeri: -"Ben de Müslüman olduktan sonra başka bir iş yapmamış olmama ehemmiyet vermem, ancak Mescid-i Haram'ı imar edip bakımını yapmam hariç" dedi. Bir üçüncüsü de: -"Allah yolunda cihad, söylediklerinizden daha üstün bir ameldir" dedi. Hz. Ömer (radıyallahu anh) onlara müdahale ederek konuşmalarını menetti ve: "Resulullah (aleyhissalatü vesselam)'ın minberinin yanında sesinizi yükseltmeyin, bugün cumadır. Namazı kılınca ben huzura girer, ihtilaf ettiğiniz hususu sorarım" dedi. Arkadan Cenab-ı Hakk şu ayeti indirdi: "Hacca gelenlere su vermeyi, Mescid-i Haram'ı onarmayı Allah'a ve ahiret gününe inananla, Allah yolunda cihad edenle bir mi tuttunuz? Allah katında bir olmazlar, Allah zulmeden milleti doğru yola eriştirmez. İnanan, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselere Allah katında en büyük dereceler vardır. işte kurtulanlar onlardır" (Tevbe, 19-20)." { Müslim, İmare 111, (1879). }


Tarihe Göre Ara
Orjinal İslam Arşivi

dizin

,