Haber Detayı
12 Eylül 2017 - Salı 00:12 Bu haber 1389 kez okundu
 
3 Ayet'le "İnsan"...
 
 
Çeşitli Makaleler Haberi


İNSAN...
 
Bir Damla Su... Bir Avuç Toprak..
 
İNSAN...
 
Vahye teslim olunca Mahlukatın en şereflisi, Vahye Yüz çevirince  Esfele Safilinin ta kendisi...
 
İNSAN...
 
Yer Yüzünde Allah'ın Halifesi,Varlığın efendisi...
 
İNSAN...

Allah ile başlayıp İnsan ile biten Kainat kitabının emanetini yüklenmiş "innehu kâne zalûmen cehûlâ" çok zalim ve çok cahil olanın ta kendisi.. 
 
Evet insan; Kur'anda 65  Ayette geçer... Arapçada  "İns" unutmak demektir, "İnsan" ise unutan. Fıtratımızın kodlarına yerleştirilmiştir unutmak.Unuttuğumuz içindir ki Allah  karşısındaki sorumluluğumuzun ve insan olmamızın gereklerinin neler olduğunu unutuyoruz... Allah bazı sürelere yemin ederek başlar. Allah'ın yemini biz beşerin yeminine benzemez.Beşer bir konuda kendisinin doğru olduğunu kanıtlamak için yemin eder, fakat Allah eğer bir yerde yemin ile başlıyor ise, orada mutlaka dikkat  çekilmesi gereken bir olay, bir durum, bir sorumluluk  söz konusudur.Onun için bu yemin edilerek başlanılan  Kur'andaki sürelerde, mutlaka Allah bizden uymamız gereken prensiplerin varlığının altını çizmektedir.Tıpkı zaman alametlerini belirten bir takım kozmik yapılar üzerine yemin ettiği ve zaman mefhumunun  ne kadar önem arz ettiğinin altını çizdiği  gibi, aynı şekilde kevni yapı içerisinde bulunan bir kısım nesneler üzerine yemin ederek o nesneler üzerinde inşa ve imar görevi ile mükellef olan insanın  "Özne" olması gereken özeliklerinden bahis eder, şöyleki; Tin Suresi:
 
 
"İncire,Zeytine,Turi-sina Dağına Ve Emin Belde Olan Kabeye Yemin Olsun Ki... ''Lekad halaknâl insâne fî ahseni takvîm'' Biz insanı en güzel şekilde yarattık"(1,4)
 
Mevcudatın en şereflisi olan Allah'ın; mahlukatın en şereflisi olan İnsan'a  verdiği değer ve onu  "Özne" kılacak olan  Âhseni Tâkvim/En güzel süret ile ona bir değer verdiğini, onu mahlukatın en şereflisi olacağının  dikkatini çektirir Rabbimiz... Peki, mevcudatın en şereflisi olan Allah'ın; mahlukatın en şereflisi kıldığı  İnsanı başı boş bırakacağımı söz konusu?! Hayır, aksine onu mahlukatın en şereflisi olmaya aday gösterirken uyması gereken bazı prensipleride yol işareti olarak belirler...Biz şimdi bu yol işareti olan prensiplerden üç tanesine bakacağız, yani 3 Ayette "Özne" olan İnsan...
 

1. Ayetimiz
 
“Lekad halekna’l-insâne fi kebed”
Biz o insanı, hepsi de şiddet ve meşakkatli olan bir takım merhaleler içinde yarattık. (Beled/4)
 
Düşününüz... Ana rahmine düşen ilk hücre... Orada bomboş, hareketsiz olarak durmaz İnsan, aksine hemen  Rabbinin izni ile orada yaşayıp beslenmek için kendine uygun ortamı hazırlamak uğruna çalışıp çabalamaya, uğraş vermeye başlar. O karanlık dünyadan çıkış kapısına ulaşıncaya kadar bitip tükenmeyen bir uğraştır bu, ve vakit tamam olup dünyaya geldiği anda asıl meşakkât başlar...İşte bu andan itibaren en yorucu çaba ve en acı çile başlar. Çünkü ana rahmindeki bu çocuk şimdi hiç alışık olmadığı havayı teneffüs etmeye ve ilk kez ağzını ve ciğerlerini açıp  çığlıklar içinde nefes alıp vermeye başlar.Bu çığlıklar sanki  onun Dünya hayatının başlangıcındaki çilelerinin ve  meşakkatlerinin işaretlerini verir ona.Dişleri çıkarken çile, ayakta dengede durmak ayrı bir zahmettir... Düşmeden adım atması meşakkat, öğrenmesi yorgunluk, düşünmeyi öğrenmesi ayrı bir çiledir...Yani her yeni tecrübesi emeklemek ve yürümek gibi ayrı bir meşakkat bir çiledir.Daha sonra yollar ayrılır, zahmetler çeşitlenir.İşte bu süreçte  ya "Nesne" leşerek bedbaht, yada "Özne" olarak bahtiyar olmanın yoluna koyulur insan...Bazen kas gücü ile yorulur İnsan, bazen zihin gücü ile didinir durur...Kimi ruhu ile çaba harcar, kimi bir lokma ekmek ve bir hırka giymek için ter döker insanın...Kimi bin'ini iki bin yapmak,  onbin'ini yüzbine çıkarmak için didinir durur.Kimi makam ve mertebe için kendisini parçalar, kimi de şehvet ve arzu peşinde koşararak  "Nesne" lere  râm olur... Kimi de Allah yolunda yorulur, başta kendi nefsi ve aile efradı olmak üzere  tüm insanlığın derdini dert edinerek  onların huzur ve mutluluğa erişebilmesi için inanç sistemi ve islam davası için ter döken bir "Özne" olur...Kimilerinin Meşakkatinin sonu; Bedbahtlar sınıfında olup; Cehennem'dir, kimilerininki ise Bahtiyarlar safında olup; Cennet'tir...Kısacası kendi kendisini yüklenmiş  yola koyulmuştur İnsan, ve yükünü omuzuna almış taşımaktadır... Herkes Rabbine giden yolda basamak basamak çilelere Meşakkatlere göğüs gererek yükselmektedir ve en sonunda da Rabbine kavuşacaktır herkes. Orada en büyük acı günahkârların, en muazzam rahatlık da Mü'minlerin olacaktır. Doğrusunu söylemek gerekirse, dünya hayatının yapısı yorgunluk, çile ve meşakkattir... Şekli ve nedenleri değişebilir ama son tahlilde hepsi de yorgunluktur. Bu yorgunluk,  meşakkat, ve çileyi çağımızda  gözlerimiz önünde cereyan eden  Halep'te, Araka'da, Filistin'de görüyoruzÇağın Firavun'ları, Rabb'e giden yolda Cehennemi tercih ettiklerinden dolayı, Suriyede "Rabbim  Allah"tır diyen ve diyebilecek  insanlık neslini yok etmek için birbirleri ile yarıştıkları, Filistin de  Ezanı yasaklamaları, Arakan ve Doğu Türkistanda ateşler içinde insanları diri diri yakmaları ile zulumlerine  devam ediyorlar... Bu zulmun Mimarı olanlar zulme maruz kalanlarla  aynı dine  mensup olduğunu  ilan eden sapık ve sapkın başta İran olmak üzere lübnan- rusya ve kafir esed el ele vererek tüm Suriye de erkekleri idam edip kadınlara - genç kızlara  tecavüz ederek; zararlıların en zararlısı, dünyanın yığın yığın çilelerine katlanan, sonunda ise çektiği çilelere karşılık öbür dünyada en yorucu ve en acı felaketlerle karşılaşan kimsedir. İşte  bu kimler şu an Suriye'de mazlum halka zulmeden zalimlerdir. Çünki onlar; ''Summe radednâhu esfele sâfilîn'' Sonra onu aşağıların en aşağısı kıldık." Onlar aşağıların en aşağısını tercih ettikleri için bu İlahi olan bir cezaya düçar kalarak  bedbahtlardan  olan  Nesnecikler oldular!... Ve diğer yanda bu meşakkat çekilsin  diye  yaratılan  insan  bahtlıların en bahtlısı ise; Rabbine giden yolda zâhmetlere ve çilelere göğüs gerip yorulan, sonunda ise kendisinden öbür dünyanın meşakkatlerini alıp götürecek Salih  Amellerle ve Allah  yolunda Şehadete ulaşarak Rabbine kavuşan ve O'na ulaşan mü'mindir.
 
2. Ayetimiz
 
İşte tam burada konumuza  ışık tutacak ikinci ayetimiz devreye giriyor...
Adiyat:6
"İnnel insâne li rabbihî le kenûd.."
İnsan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.
 
Dünya,İnsanın olgunlaşıp hem kendini, hem de Allah'ı bilip tanıması için bir uğrak mekanı kılınmıştır...Ve bu mekanda Rabbı adına konuşup hükmetmesi ve ancak  O'na ibâdet etmesi murad olunmuşken; o kalkıp, Dünyevi çıkar ve menfaatler uğruna,  aynı dine mensup olduğu  mazlum ve korunmasız insanları öldürmek hırsına kapılarak Rabbine karşı nankör olmuştur. Öyle ki, insanın yaratılmasının hikmeti ve felsefesi bu çizgide kendini belli edebilir; "İtaat mi? Nankörlük mü?"... O bakımdan kendini hikmet çizgisinden uzak tutarak  başka amaçlar peşinde koşanlar ve özellikle hayatının dizginini nefislerinin emrine verenler ve  tuttukları yanlış yolda yürümekte ısrarlı olanlar; hem nankör hem de bedbaht kişilerdir. İyi bilsinler ki   Rabbimizin ayette beyan ettiği  "Kenud"   kavramının  biricik muhatabıdırlar. Onlara çağrımız;ölmeden önce hakikati idrâk edip dönüş yapsınlar, çünkü Cenâb-ı Hak Gâfur ve Rahim'dir... Bu bir gerçektir ki onların matlûbu Allah değil, dünyalıktır. Bunun için Cenâb-ı Hak ilgili âyetlerle onların dünyalığa karşı sınır tanımaz hırslarının üç özelliğini tasvir ederek mü'minlere bilgi vermekte ve öylelerini de uyarmaktadır.
1- Onlar çok nankördürler...
Allah'ın kendilerine verdiği gerek dünyalık  gerekse güç konusunda Allah'a  şükr etmesi gerekirken küfr etmeyi tercih ederler.
2- Bu nankörlüklerine bizzat kendileri şahittirler.
Zira gerek vücut yapıları, gerekse ruhî varlıkları ve ellerinde bulunan bir çok  araç-gereç, silah ve mühümmat, elde ettikleri yetenekleri;  Yüksek Kudret'in  plânlı sanatını yansıtmakta ve her organın <<Allah vardır ve birdir.>> demektedir  olduğunu bildikleri halde ne yazıkki bu bilgi onları mazlumlara  zulm etmekten alıkoymamaktadır...
3- Dünya malına karşı oldukça hırslı ve cimridirler.
Birinci özellik veya vasıf  "Kenud"kelimesiyle ifade edilmektedir. İbn Abbas'a (r.a.) göre; Kenud: "inkarcıdır,nankördür ve Allah'ın nimetlerini inatla inkar edendir"demektir.. Allah'ın  kendilerine verdiği  nimetleri inatlarından dolayı  inkar ederek yeryüzünde zulmun mimarı olanlar: "Summe radednâhu esfele sâfilin...Sonra onu aşağıların en aşağısı kıldık."...
 

Ve 3. Ayetimiz
 
''innâ hedeynâhus sebîle immâ şâkiran ve immâ kefûran'' 
Kuşkusuz biz ona yolu gösterdik; ister şükredici olsun, ister küfretsin.(İnsan/3)


Biz ona yolu gösterdik. ister şükretsin ister küfretsin...Biz ona yolu da gösterdik...
O yol İslam yoludur...
O yol   Ahseni takvim  yoludur...  
O yol   Fıtratının  Yoludur... 
O yol   sıratı mustakimdir.. 
O yol  Yeryüzünde Halife olmanın yoludur ...
Ve Yol gösterildikten sonra dileyen şükreder, dileyen küfreder...Ancak bilinmelidir ki Allah Rahman ve Rahîm'dir.Kullarına karşı merhametlidir... Zimmen Rabbimiz  bize  şöyle  söylemekte;  "Sana aklı verdim, işiten kulak, gören gözü de verdim.Seni imtihan sahasına bıraktım, seni yaratırken  işaret levhalarını gösterdim sana...     Meşakkatlerle karşı karşıya  olacağının, bunun  daha anne rahminde  başladığını ve dünya hayatında karşılaşacağın sıkıntı ve çilelerin  neler  olabileceğini bildirdim sana...Bu çile ve meşakkatler karşısında yoldan sapmayasın diye ihtar ettim seni ey insan ve "Rabbine karşı Nankördür"  diyerek  uyardım seni...Allah azze ve celle ayrıca imtihanı başarmak için bir de kopya veriyor bize, ayrıca belki kopyayı okuyup anlayamayız diye uymamız  gereken Peygamber  gönderiyor...
 
Ey insanoğlu! Kur'ân, sizin bütün dertlerinizin şifasıdır. O şifahaneden derdinizin  devasını bulacaksınız. 
 
Ey Siyasetle meşgul olanlar! Siyasette çıkmazlarınızın çözümü Kur'ân-ı Kerim'dedir. 
 
Ey Ekonomiyi halletmeye soyunanlar! Ekonomideki çıkmazlarınızın çözümü Kur'ân-ı Kerim'dedir. 
 
Ey Hukuki çıkmazda olanlar! adeletin en güzeli Kur'ân-ı Kerim'dedir. 
 
Lütfen Kur'ân-ı Kerim'i bu gözle okuyunuz.. Okuyunuz ki Ahseni Takvim olduğunuz belli olsun. Şükredenler safında yer almış olasınız... Okuyunuz, sadece okuyanlar olarak değil, okuduğunuzu hayata taşıyarak okuyunuz ki şükredenler olasınız...Yoksa sadece okuyanlar gibi olarak okur ve onu hayata taşımazsanız Küfredenler safında  yer almış olursunuz ki buda "Summe radednâhu esfele sâfilin"olmanız demektir ki; zulme devam edersiniz, nankörlüğünüzde çığır açmaya devam edersiniz, Rabbinize karşı  nankörlüğün alameti olarak insanlığa karşı Nankörlükte ısrar edersiniz, zira; "Kur'an İman edenlerin İmanını, Küfredenlerin Küfrünü artırır...!"
 

Haddini Bilen Adam
Kaynak: Editör:
 
 
 
Etiketler: 3, Ayet'le, "İnsan"...,
Haber Videosu
Yorumlar
Orjinal İslam Yazarları
Misafir Kalemler
En Çok Okunanlar
ASR'A DÜŞEN SÖZLER
Vahyin resuller ile beyan edilmesine ragmen hälä cehaleti terketmek istemeyenler, hälä küfürde diretenler elbette iman gibi bir nimetin mahrumu olmaya kendi kendilerini mahkum etmişlerdir!! Allah zalim degildir! Kullardan ise büyük cogunlugu kendine zalimdir..!


HİKMET/HADİS
“Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Şüphesiz şeytan içinde Bakara Suresinin okunduğu evden kaçar.”Müslim 2/188, Tirmizi 4/42, Nesei Fedailu’l-Kur’an 76, Beyhaki Şuabu’l-İman 2/2381, Ahmed 2/284, 337, 378, 388


Neue Welt
Tarihe Göre Ara
Orjinal İslam Arşivi

dizin

,